İğrenç ve Utandırıcı!.. Kirlilik!..

Güncel kullanımımızda olan bir sözcük kirlililik.

Günlük hayatta kullanılan ve yaşamda gereksinim duyulan herşey üzerinde biriken iğrendirici nesnedir kirlilik… Gün karası değildir, gön karası hiç değildir. Ama yüz karasıdır kirlilik!..


Sadece, giyim, gıda, araç-gereç gibi nesnel şeylerde birikmez kirlilik. Onur, ahlak, kişilik, vicdan, amaç, ar, namus..gibi yaşamsal kavramlar da kirlenir!..

Keşke kirlilik sadece nesnellik üzerine dayalı olsaydı da.. suyla temizleyip geçiverseydik.., olmazsa, basardık deterjanı, o da olmazsa, bulurduk mutlaka kimyasal bir yöntem, en zorlu nesnel kirliliği defetmek için!…

Nevarki; nesnellik dışı kirliliğin taşınması çok ağır, hem de temizliği sanıldığından da zor!..

Ahlak kirlenmişse..vicdan kirlenmişse.. bu iğrençliği temizleyecek bir deterjan yok!?..

İşte budur iğrenç ve utandırıcı olanı!..

Kirlenmiş ahlakla, kirlenmiş vicdanla, iyiye, güzele, doğruya ulaşılır mı!?

Kişiliği kirlenmiş birisinden güvenilir yoldaş olur mu!?.. Onunla çıkılan yol, temize, erdeme ulaştırır mı yoldaşlarını!..

Kirli, temize yol gösterirse ne olur!?..

Temiz, kirlinin rehberliğine katlanırsa ne olur!?..

Karganın rehberliğine katlananın burnunun neden kurtulmayacağını belirtmiş atalarımız.

Kirlilik ağır yük, erdem sahibine.. Hele kirletilmişlik; çok daha ağır!..Taşıyabilir mi, kirletilmişliğin yükünü!?.. Haksız yere onuru kirletilenin yangınını kim, nasıl söndürebilir!?.

En canice cinayetler kirletilmişlik adına işlenir!….Utanç verici bir yüktür üzerindeki.. Ölümü bile göze alışı bundandır. Anadolunun süregiden bir gerçeğidir bu!..

Peki ama, bu mudur temizlenmenin aklanmanın yolu? Namusumu temizledim demekle temizlenmiş olur mu namus, kurtarılmış olu mu onur!?

Temizlenmenin-aklanmanın-hak aramanın yolu güvenilir-şaibesiz-eşitlikçi bir hukuktur. Şaibesizlik, hukukun ilk şartıdır.. Hukuk şaibe kaldırmaz!..

Şaibe bir kirliliktir!..lekedir. Güveni ortadan kaldırır. Güvensiz de hukuk olmaz.

Yolsuzluk bir lekedir..Tıpkı hırsızlık gibi!.. Rüşvet bir lekedir, gasp gibi… Yalancılık-iftira bir kirliliktir, tıpkı riyakarlık, hilekarlık, düzenbazlık gibi!.. Şaibe yüklüdür hepside..

Toplumsal kirliliklerdir bunlar. Hukuksuzluk büyüdükçe, kirlenmenin boyutu da büyür ve buna bağlı olarak huzursuzluk büyür.

Hukukun en sağlam ayağıdır güvenirlik. Bu değer toplumda kaybolursa, yerini kendi hukukunu yaratma çabası alır ki sonuçta toplum, orman kanununun hakimiyetinden kurtaramaz kendini.. Bunun adı da kaostur!..

Kaotik ortamların, toplumu nereden nerelere kadar götüreceği kestirilemez..Sadece halk değildir kaoslardan olumsuz nasiplenen; yönetenlere düşer en büyük pay!.Böylesi durumlarda sandıktan çıkan oy oranları da garantisi değildir hiçbişeyin-hiçkimsenin. Nice krallar,sultanlar firavunlar, tiranlar kendi orman kanunlarının yarattığı kaosların kurbanı olmuşlardır..Tarihte örnek sadece, dün, Çavuşesku, bugün Mübarek değildir..Yarınlara kendilerini kaydettirme gafletine düşenlere de tarih yeni sayfalar hazırlamıştır..

Darbeler kaos yaratır.Darbeleri, önlemenin yolu, darbeye-kaosa ortam yaratmamaktır.

Tarihler, hiçbir dönemde,özellikle de güvenilir-eşitlikçi-şaibesiz bir hukukun, sağlandığı bir ortamda darbelere şahit olmamıştır. Darbelere bahane hukuksuzluktur!..

Hukuksuzluktur bütün kötülüklerin anasıdır!..

Kirlenmiş hukuk, hak arayanlara medet olur mu?.., gerçeği arayanlara yoldaş olurmu!?..

Gözü bağlı, elinde kılıcı ve terazisiyle genç bir bayandır hukukun sembolü.

Bayandır hukukun şefkatini temsil eder..Gençtir; çünkü hukuk yaşlanmaz, sürekli tazelenir, günceldir!. Gözü bağlıdır çünkü, tarafsız ve bağımsızdır!.. terazi, adil hukuku, kılıcı da yaptırım gücünü temsil eder!..

Hukukun yaptırın gücünü gözardı eden yönetimler meşruiyetini yitirmiş demektir..Kendilerine meydan açmak için hukukla oynayanlar, yaptıkları hukuksuz uygulamalarına meşruiyet kazandırmak için kukuku kullananlar, hele bunun için Milletin Meclisi’ni kullananlar da aynı konumdadır!..

Hukuk karalamaktan çok aklayıcı çaba içinde olması gereken bir kurum olmalıdır. Suçsuzluk karinesi de budur..Sanık, suçluluğu kanıtlayıncaya kadar suçsuz..

En silinmez lekeler hukuksal hataların eseridir.. Aklayıcılığı kadar, hatalı kararlarıyla, lekeleyici-kirletici de olabilmektedir hukuk.. Örnek isteyenler, baksınlar Rosenberg’ler davasına, Dreyfus davasına…Baksınlar, 12 Mart’a, 12 Eylül’e!. İnsanlık suçlarının işlendiği zidanlarda çürütme kararlarıyla, onca idam-sürgün-infazlarla sonlandırılan davalara!..

Görülsün kirliliğin boyutu!.. Daha da yetmezse baksınlar Silivri’ye !

İşlenmemiş suçun davası, ancak intikam davası olabilir!. Hukuk güvencesiyle hak aramak yerine, intikam peşinde koşmak sadece erdemsizliğin değil, vicdani kirliliğin eseridir. İnsanoğlu dışında, hiçbir canlı, intikam kirliliği yaratmaz.. Hele hukuku kullanarak asla!..

Yüzbinlerce belge de olsa, onlarca darbe-suikast girişiminden de söz edilse, sürüyle gizli tanıkta bulunsa,, onbinlerce sayfalık iddianameler de hazırlansa, bunlara hergün yenileri de eklense..birtek şaibe bile hukuku kirletmeye vicdanları rahatsız etmeye yetmez mi!..Hele suç isnadını delillendirmek için yüklendiği açıkça ortaya çıkan, ortalıkta dolaşan bunca şaibe, kimi, tarafsız-eşitlikçi-adil-güvenilir bir yargılamaya inandırabilir!?

Gerçekleşmiş bir eylem yokken,; suç varsa, , suçlu varsa, dışardan savcısı varsa, gizli tanıklar emre hazırsa, ayrıca, özel yetkili savcı ve hakimler özel olarak atanmışsa, cezaevinde kurulu mahkemenin, elbette, üç yıldır, ne ile suçlandıklarını bile bilmeden içerde yatan yüzlerce sanığı, tutuklusu da olacaktır!.. Bu tutuklamaların zilli soytarıları da olacaktır!..

Ortalığa saçılmış bumca şaibeler karşısında, hala rahat olabilen vicdan kirlidir!..

Hukuk; çifte standarttan, şaibeden, baskıdan, taraf olmaktan kurtulduğunda kirlilikten arınır. Adil hukuk en kuvvetli mikrop öldürücüdür; toplumsal kanserin panzehiridir!..

Halil ARIK - 21 Şubat 2011 - İlk Kurşun
http://www.ilk-kursun.com/

Son Yazılar