Dink Suikastinin Öncüsü, Mumcu Suikasti

Türkiye'de "Gladio"'nun ekstra mesai yaptığı 1993 yılının en önemli olaylarından biri de  Uğur Mumcu suikasti idi.

Uğur Mumcu, bugünün Türkiye'sini kurgulamak isteyenler için, gerçeklerin peşinden koşan araştırmacı yapısı ve namuslu kalemi  ile bir tehditti. Suikast, Türkiye'yi İran'la karşı karşıya getirmek isteyenlerin de ilk provalarından biriydi.

Suikast sonrası; olağan şüpheli İran'a yönelik toplumsal bir dalga oluşturulmasında hiç zorlanılmadı ve "Türkiye laik kalacak" sloganları altında Mumcu'nun gerçek katilleri rahatlıkla gizlendi.

Mumcu'nun son yazılarında "Apo"'nun bağlantıları ve "Mossad-Barzani" ilişkilerine yoğunlaştığı gözlerden kaçırıldı.

Bu perdelemede Cumhuriyet de rol üstlendi.

Mumcu'nun arkasından gözyaşları dökmede kimseye liderliği kaptırmayan Cumhuriyet nedense Mumcu suikasti ile ilgili Umut davasına müdahil olmadı.

Aynı Cumhuriyet, Ceyhan Mumcu'nun sanık avukatı olarak bulunduğu Ergenekon davasına ise ilk günden müdahil.

Bakın, Uğur Mumcu'nun kardeşi Ceyhan Mumcu Cumhuriyet gazetesinin tutarsızlığına "Ergenekon" duruşmalarında nasıl sitem etti... :

"biz cumhuriyet gazetesini bizim yanımızda hiç olmasa manevi destek vermek için müdahil olmalarını diledik ve avukat Şenol Saruhan burada katılan benim gibi İşçi partisi genel başkan yardımcısı Mehmet Cengiz gazeteden herhangi bir masraf ve ücret talep etmeksizin müdahil olacaklarını beyan ettiler. Hürriyet gazetesi müdahil oldu, ama iki kurum müdahil olmadı birisi Türk diyanet vakfı, biri de Cumhuriyet gazetesi takdirleri öyleymiş, bugün bu davaya müdahil oluyorlar, bu davaya müdahil olmaları bazı sanıkları örseleyip incitiyorlar, sanıklardan bomba olayını sorguluyorlar onu ispat ettikleri zaman İlhan Selçuk’u yaraladıklarını düşünmüyorlar, yani Cumhuriyet gazetesi avukatları, müdahilliği çok sevdi,"

(Bkz: Ergenekon Tutanakları - 27. Duruşma - 16/12/2008 - 62. sayfa)

http://www.ergenekontutanaklari.com/

Uğur Mumcu cinayeti bir model olarak yıllar sonra tekrarlandı.

"Gladio" bu sefer hedef olarak Hrant Dink'i seçmişti. Mumcu, "Apo" gerçeğini ortaya çıkarmanın;  Hrant Dink Türkiye'deki kripto ermenileri deşifre etmenin eşiğindeydi.

Kürtler'e "Ermenilerin zamanında düştüğü tuzağa düşmeyin" şeklinde yaptığı konuşmalar oyun bozan cinstendi.

Bu sefer kamuoyu cinayetin arkasında "milliyetçiler/ulusalcılar" olduğu yönünde şekillendirildi ve onbinler İstanbul'u ikiye bölen bir çizgi üzerinden Ermeni patrikliğine yürütüldüler.

Uğur Mumcu cinayeti ilk günkü gibi karanlık. Cinayetin tek tanığı olan Ayhan Aydın ortadan kayboldu, sırra kadem bastı.

Mumcu suikasti sonrası Cumhuriyet yükseldi. Şeriat korkusu derinleştirilip 28 Şubat'ın önü açıldı.

Dink suikasti sonrası Taraf yükseltildi. Milliyetçilik/Ulusalcılık korkusu derinleştirilip "Ergenekon" darbesinin önü açıldı.

Olan; görüşlerini beğenip beğenmeyin,  Türkiye'nin iki namuslu ve cesur aydınına oldu.

Bugün televizyonlarda Uğur Mumcu cinayeti ile ilgili yine Hizbullah ismi önplana çıkıyor. Kimsenin Mumcu'nun ABD-İsrail'in bölgedeki planlarını bozacak nitelikteki araştırmalarına dikkat çektiği yok.

Uğur Mumcu'nun katledilmeden bir hafta önce yazdığı yazıyı bu bağlamda tekrar hatırlatıyoruz :

Mossad - Barzani ( 7 Ocak 1993)

Açık İstihbarat - 24 Ocak 2011
http://www.acikistihbarat.com/

Son Yazılar