oktay yildirim

Haftanın en akıllı savcıları!

Onlar, İzmir’de görülen Askeri Casusluk davası savcıları. Çok, ama çok akıllılar…

Albay Aziz Murat Değirmencioğlu, kendisi gibi 1983 yılı Kuleli Askeri Lisesi mezunlarını bir pilav günü düzenleyerek bir araya getirdi. Doğal olarak da yemeğe kimlerin geleceği bir isim listesi yapılarak belirlendi. O liste var ya o liste… Ev aramasında bu çok akıllı savcıların eline geçti. İşte bulmuşlardı. Derin örgüt, eleman kazanmak için toplantılar düzenliyor, yemekler veriyordu. Üstelik o günün fotoğrafları da vardı. Hepsi şen şakrak poz vermişlerdi. Daha ne olsundu. Yazdılar iddianameye…

akilli savcilar

Elbette bizler savcılar kadar akıllı olmadığımız için olayın mahiyetini tam kavrayamadık. Bu da normal zaten. Savcı bu… İşine akıl sır erer mi hiç? Ya O pirinç tanelerinin üzerinde milli sırlar yazılıysa… Ya onları önce yiyip sonra da… Tövbe tövbe…

chp kirilmis oklar3

CHP’NİN PROBLEMİ!

Prof. Binnaz Toprak… YCHP’nin yeni liberal milletvekili… CHP’nin değiştiğini, artık üyelerin Blujean giyerek Gezi’de dolaştığını, lezbiyen ve gay bireyler hakkında önerge verebilecek duruma geldiğini söylüyor. Çok mutlu. Devam ediyor: “Avrupa’da da sağ yükselişte. Artık sınıflar yerine kimlikler öne çıkıyor. CHP sağa açılmalı. Marksist ütopya öldü… Tayyip Erdoğan karizmatik lider…”

Sözcü’den Soner Yalçın teşhisi koyuyor: “CHP’nin sorunu Binnaz Toprak kafasıdır. İnsanı ve doğayı tahrip eden vahşi kapitalizme karşı “yeni toplumcu düzen” arayışları başladı. Keynes ve Marks tekrar dünya gündemine geldi. Obama bile eğitim ve sağlık reformlarıyla ABD’de de sosyal devlete dönüş yaptı. Neoliberalizm için, “tarihin sonu budur, arayış bitmiştir” diyen Fukuyama bugün, devleti yeniden keşfediyor! Binnaz Hoca ise, neoliberalizmin Türkiye’deki son temsilcisi Erdoğan’ı -sıcak paranın ve özeleştirmelerin yarattığı göreli iyileştirmeler etkisiyle- kahraman görüyor! Bu neoliberal kafa kaybetmiştir; geleceği yoktur.

CHP’nin asıl sorunu bu kafa’dır…”(22 Nisan 2014)

haftanin korkusu

HAFTANIN KORKUSU!

Durum şu: Daha önce “darbe günlükleri” adıyla bilinen tertip belgelerini yayınlayan Alper Görmüş Türkiye gazetesinden ayrıldıktan sonra CIA ile bağlantılı olduğu basına yansıyan El Cezire Türk’de “editör danışmanı” olarak çalışmaya başlamış. Bu nasıl meslek diye sormayın. Devam edelim. Bir yazı yazmış. Yazıda Ergenekon davası sanıklarından gelen ihbarların hükümet tarafından F örgütüne karşı bir soruşturmalar zincirinin başlaması için değerlendirildiğini söylemiş (Zaman, 22 Nisan). Panik halde…

Daha önce çocuk tecavüzcülerinin, PKK yöneticilerinin, eroin müptelalarının, kardeş katillerinin, öz yeğenini para karşılığı erkeklere pazarlayanların sözleriyle yüzlerce askerin, akademisyenin, yazar ve siyasetçinin yıllarca hapse atılmasına alkış tutuyorlardı. Şimdi korkuyorlar. Çünkü bu kez şikayetçiler arasında tecavüzcü, katil ya da terörist yok… Çünkü, sorulacak onlara: Bu bavulları kim verdi size? Peki, Alper Görmüş neden korkuyor? Yoksa bu kumpasın içinde fiilen görev mi aldı?

haftanin yag rekortmeni

HAFTANIN YAĞ REKORTMENİ!

Star gazetesinden Fadime Özkan… Hiç yorumsuz aktarıyorum: “Hem siyasi aklı, becerisi ve tecrübesiyle hem de halkla temasa geçtiği anda etraftaki tüm siyasi figürleri silikleştiren karizmasıyla “Cumhurbaşkanlığı görevi için ben adayım” diyen Erdoğan’a rakip olmak her babayiğidin harcı olmasa gerek. Erdoğan’a rakip olmak demek aynı zamanda, kişinin geçmiş başarılarını kötü bir finalde ezmeyi, olası siyasi kariyerini riske etmeyi, kamuoyu huzurunda ağır bir yenilgiyi tek başına tatmayı ve hayatı boyu o yenilgiyi sırtında taşımayı da göze almak demek.”(22 Nisan 2014)

haftanin hazimsizi

HAFTANIN HAZIMSIZI!

Star yazarı Eser Karakaş, 23 Nisan’ı ve Milli egemenliği bir türlü hazmedemedi. Bakın 22 Nisan’da ne yazdı:

“Köprülerin altından çok sular akmış ve milli egemenlik tanımı çok değişmiş, hatta artık folklorik bir düzeye, bayrak ve marşlar, milliyetçi, hamasi içi biraz boş söylemler düzeyine inmiş. İyi ki de böyle olmuş zira aksi takdirde çok sayıda ülkede sayısız insan milli egemenlik adına ne işkencelere, nelere, ne temel hak ve özgürlük sınırlamalarına maruz kalabilirdiler.

23 Nisan Milli Egemenlik Bayramımız hepimize kutlu olsun.”

haftanin zor sorusu

HAFTANIN EN ZOR SORUSU!

Başbakan Tayyip Erdoğan F örgütünün ya da yaygın deyimle Paralel Yapı’nın elinde Genelkurmay Başkanı Necdet özel’in de şantaj kasetinin olduğunu söyledi. Sıradan biri söylese başka ama bu Başbakan… Ve Odatv’den Barış Terkoğlu haftanın sorusunu Genelkurmay Başkanı Necdet Özel’e sordu: “Siz ömrünü üniformasına vermiş insanları bir word belgesiyle "fuhuş karşılığı casusluk" yapmakla suçlayıp atarken, "Amiriniz" Başbakan sizin kasetinizi kürsülerden ballandırarak anlatırsa o soruya sonsuza kadar muhatap olursunuz: Kasetle şantajın karşılığında ne verdiniz?” (23 Nisan 1920)

haftanin sucu

HAFTANIN EN BÜYÜK SUÇU!

Adı, Yımaz Maden. Vatandaş… 52 Yaşında… Bu haftanın en affedilmez suçunu işledi. Vatandaş kelimesinin anlamının unutulduğu bu zamanda, 23 Nisan günü, Taksim’deki Atatürk anıtının karşısına geçip selam verdi… Çünkü onun Ulusal egemenlik ve Çocuk Bayramı’ydı… Çünkü burası Türkiye Cumhuriyeti’ydi. Çünkü bu bayram, o cumhuriyeti kutlamak içindi… Konuşmadı, bağırmadı, sadece Atasına selam verdi…

Polis, PKK gösterilerinde gösteremediği atılganlğın hıncını alırcasına avının üzerine atlayan bir kaplan gibi saldırdı. Yaka paça gözaltına aldı. Hırpaladı. Karakola götürdü. Baktılar hapse atmak mümkün değil, kestiler 180 TL para cezasını…

Adı, Yılmaz Maden… Vatandaş…

Artık biliyor ki, Bu ülkede Türk olmanın bir bedeli var…

kacaznuni tasnak partisini yapacagi birsey yok

EŞBAŞKAN DEDİĞİN BÖYLE OLUR!

Ovanes Kaçaznuni... Ermenistan'ın ilk Başbakanı... Şöyle dedi: “Türkler haklıydı. Biz Batı kamuoyunu kazanmak için Müslüman katliamları yaptık. Ruslarla anlaşıp onları arkadan vurduk. Türkler bize katliam yapmadı. Sadece göç ettirdi çünkü başka çareleri yoktu. Onlar sadece vatanlarını savundu. Tehcir sırasında yaşanan acıların tek sorumlusu Taşnak Partisi'dir...”

Mehmet Perinçek gitti buldu çıkardı arşivlerden Ermeni devlet adamı Karinyan… Ermeni tarihçi Lalayan… Ermeni siyaset adamı ve tarihçi Pirumyan… Gürcü ve Sovyet devlet raporları… Hepsi aynı şeyleri söylemişti.

En son Perinçek-İsviçre davasında AİHM söyledi: “1915 olayları hukuki olarak soykırım değildir…” Yani soykırım yoktur dedi mahkeme… ABD, Avrupa, Ermenistan, diaspora Ermenileri sıkıştılar tabii. Tıkandı emperyalizm.

Ve Eşbaşkan koştu hemen… Kalktı özür diledi.

Öncesi var… Irak'ta 1,5 milyon Müslümanı öldüren, yüz binlerce Müslüman kadına tecavüz eden Amerikan askerleri için "Kahraman Amerikan askerlerinin evlerine zaferle dönmeleri için dua ediyorum" diyen de o değil miydi? Emperyalizm hangi cephede yenilse ilk koşan…

HAFTANIN ZULMÜ!

Çanakkale kara savaşlarının 99. Yıldönümünde, Şehitler anıtına, insanların kalplerini elleriyle söküp yiyen, ÖSO teröristlerinin de bayrağı çekildi. Bir Mehmetçiğe çektirdiler. Törene 1’inci Ordu Komutanı Orgeneral Ahmet Turmuş, 2’nci Kolordu Komutanı Korgeneral Yıldırım Güvenç, Çanakkale Boğaz ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Aydın Şirin de katıldı ve o bayrağı selamladılar…

Gerçek bir asker için zulüm budur işte…

HAFTANIN ÖNERİSİ!

Çocukların yaka paça gözaltına alındığı bir 23 Nisan’dan sonra Melih Aşık köşesinden duyurdu: “Eskişehirli dostumuz Tarık Erden devlet büyüklerine öneride bulunuyor:

“23 Nisanlarda artık çocuklar büyüklerin yerine geçmesin.

Büyükler çocukların yerine geçsin.

Örneğin Başbakanımız sanayi çarşısında çalışan 12 yaşındaki çırağın yerine geçsin.

Mesela Cumhurbaşkanı, Çocuk Esirgeme Kurumu’nda bir süre kalsın.

Aile Bakanı bir çocuk gelinin evinde birkaç dakika geçirsin.

Sağlık Bakanı tinerci çocukların semtine bir uğrasın.

İçişleri Bakanı ‘Berkin ölümsüzdür’ dedikleri için polis saldırısına uğrayan çocukların safında dursun birkaç dakika.

O çocukların sizin halinizden anlamasına gerek yok.

Siz onların halinden anlayacaksınız.

O yüzden vazgeçin bu koltuğa çocuk oturtma tiyatrosundan.”(25 Nisan 2014)

Oktay YILDIRIM - 28 Nisan 2014 - Aydınlık

Son Yazılar