bessam abdullah225

Emperyalizmin demokrasi kıstasları!

ABD başta olmak üzere Batı, “demokrasi”, “insan hakları”

ve “özgürlük” kelimelerini ağzına pelesenk yapmış. Lakin halkların iradesine her daim pranga vurmuş. Çıkarları ile uyum içinde olmayan ülkelere her yolu mubah kabul ederek müdahale etmiş. Emperyalizm’in çirkef ve kaba yüzü son dönemlerde hâsıl olan olaylar da çok daha net ortaya çıkmıştır. Bünyelerinde mevcut olan hastalıkları gideremeyen ve çürümeye yüz tutmuş Emperyalist devletler, yenilgiyi kabullenmek ve çok kutuplu dünya düzenini hazmetmek yerine daha çok saldırganlaşmaktadır. Ancak ne yaparlarsa yapsınlar oluşmakta olan yenidünya düzenini tersine dönüştüremeyeceklerdir.

Yalnızca daha fazla kan akar!

Suriye’de şahit olduğumuz kirli savaşın sorumluları ve sahadaki taşeronların kim oldukları dünyanın ezici çoğunluğu tarafından bilinmektedir. Suriye’deki savaş, Putin’in ifade ettiği gibi, yeni Dünya düzeninin şeklini tayin edecektir. Suriye meselesi, ABD ve Batı’nın demokrasi ve insan hakları gibi şatafatlı sözleri ancak çıkarlarına uygunsa bir anlam taşıdıklarını gözler önüne sermiştir. Suudi Krallığın Pakistan’dan uçaklara ve zırhlı araçlara karşı kullanılan etkili füze sistemleri satın alıp Suriye’deki teröristlere sağlamaya çalıştığı sır değil. Emperyalist devletlerin taşeronları vasıtasıyla Ürdün-Suriye sınır bölgesi kullanılarak “Güney Cephesi” için hazırlıklar yaptığı da sır değil. Ancak, ne yaparlarsa yapsınlar nafile. Hiçbir şey Suriye ordusunun ülkenin her karış toprağına egemen olmasını engelleyemez. Savaşın sürmesinde ısrar etmek sadece daha çok yıkım ve tahribata yol açacaktır.

İsrail için tampon bölge!

“Güney Cephesi” İsrail’in Vahhabi-Siyonist taşeronlar vasıtasıyla Suriye toprakları içinde tampon bölge kurma amacı gütmektedir. ABD’nin Suudi Krallığı ile Suriye meselesinden dolayı ihtilaf içinde olduğu iddiası bir koca yalandan ibarettir. Suudi Krallığı Suriye ve Lübnan sahasında ABD’nin mutlak memurudur. ABD 2. Cenevre’den kendisine bağlı uydu bir “geçici hükümet heyeti” çıkarma peşindeydi. Tekfiri terör gruplarına resmi siyasi bir kimlik kazandırmak arzusundaydı. En nihayetinde teröre karşı savaşan Suriye devletini savaştan sorumlu tutmaktı. ABD, Suudi Krallığı ile “ılımlı” muhalifleri desteklediğini iddia etmektedir. Lakin ilgili herkes Ürdün-Suriye bölgesinde mevcut olan terör grupların Nusra Cephesine bağlı olduklarını bilir. Dünyayı aldatmak için ABD tarafından terör listesine alınan Nusra cephesi, ABD ve Suudi Krallığın sahadaki müttefiki. Öbür yandan Filistin meselesinin İsrail lehine çözülmesi için İsrail-Ürdün arasında sürdürülen gizli görüşmeler ve Ürdün’e bunun için sağlanan iktisadi-mali destek de sır değil. Suriye’deki kirli savaş Filistin meselesi tasfiye edilinceye dek sürsün istenmektedir. Bu esnada, ortalıkta “Arap” devletleri olarak yellenen çürümüş harami rejimlerin İsrail’i bir Yahudi devleti olarak tanımaları hedeflenmektedir. Bütün bu hedefler için Emperyalizm dünyanın en cani ve harami kuvvetlerini kullanmaktadır. Bu insan kılıklı mezhepçi, tekfiri katil mahlûkları dünyaya demokrasi ve özgürlük savaşçıları olarak sunmaktadır.

Ukrayna’nın El Kaidesi Meclis’te!

Ukrayna’da tekfiri Vahhabi-Siyonist oluşumların Avrupa versiyonu olan faşist gruplar, organize suç örgütleri, mafya, İsrail ve Batı istihbarat merkezleri tarafından idare edilen sivil toplum kuruluşları ve benlerini satılığa çıkarmış tüccar politikacılar kullanılmaktadır. Bu gruplara ABD ve AB sahip çıkmakta ve aleni olarak desteklemektedir. Güvenlik kuvvetlerine ateş açılmasını, hükümet binalarının yakılmasını demokratik hak olarak takdim etmektedirler. Ukrayna güvenlik kuvvetlerinin müdahale etmemesini isteyecek kadar başka bir ülkenin içişlerine karışmaktadır. Sokakları terörize eden bu katil sürülerine karşı söylem ve eylem geliştiren Ukrayna yetkilileri cezai yaptırım ve uluslararası ceza mahkemeleri ile tehdit etmektedir. Bu koşullar altında resmi hükümet ile masaya oturmakta ve hükümeti muhalefete devretmeleri talep edilmektedir. Bu süreci de “halkın iradesinin tecellisi ve demokrasi mücadelesi” olarak pazarlamaktadır. Hemen ardından, mevcut anayasanın ilga edilmesi ve eski anayasaya dönülmesi istenmektedir. Halka sorulmadan onayı alınmadan eski anayasa zorla dayatılmaktadır. Buna da “demokrasi ve milli irade” denilmektedir. Boşalan başkanlık koltuğuna seçim yapılmadan veya halk referandumuna gidilmeden zembille oturtulan kişi “ülkenin yeni Başkanı” olarak tedavüle sokulmaktadır.

Şam’a destek cezalandırılıyor!

Venezuela bir sürü sebep yanı sıra Şam’a verdiği destekten dolayı da cezalandırılmaktadır. Halkın oyu ve geniş desteği ile Başkan seçilen Madoro’ya karşı CIA-MOSSAD destekli kuruluşlar gerici-faşist grupları sokaklara döküyor. Belediye, eyalet ve Devlet Başkanlığı makamı özgür seçimlerle belirlenmesine rağmen, Emperyalist devletlerin demokrasi kıstaslarına uymadığı, ABD, İsrail ve Batı’nın iktisadi çıkarlarına uygun hareket etmediği için Venezuela’ya karşı kirli bir savaş dayatılmıştır.

Türkiye’de ABD ve Batı tarafından iktidara taşınan Erdoğan-Gül-Gülen hükümetinin yargıyı ayaklar altına alan, basını susturan, yolsuzluk ve hukuksuzluğu eleştirenlerin her türlü baskıya maruz kaldıkları rejimi “bölgeye örnek teşkil eden” hükümet olarak sunmuşlardır. Batı’dan gelen eleştiriler Türk halkının çıkarları gözetilerek değil, Erdoğan hükümetinden Kıbrıs, Ukrayna ve Suriye meselesinde daha çok taviz koparmak için yapılmaktadır.

Emperyalizm er ya da geç yıkılacak!

Özetle ülkenin bağımsızlığı ve egemenliğine dayalı halk demokrasisi Emperyalizm tarafından anti-demokratik olarak yaftalanırken, Emperyalist devletlere memur ve taşeronluk edenlerin rejimi insan haklarına saygılı, demokratik ve özgürlükçü olarak pazarlanır. Ve bu pazarlamayı yapan İsrail ajanı Bernard Levyleri, ABD’nin ağzı salyalı katil senatörleri McCain ve Liebermannlar ile Siyonist Sorosları Libya’da El Kaide, Suriye’de Vahhabiler, Ukrayna’da faşistler, Türkiye’de liboşlar ile iç içe kol kola görmekteyiz. Emperyalizm, “ya benim demokrasi kıstaslarımı kabul edeceksiniz ya da ülkelerinizi yakar yıkarım” diye tehdit ediyor. Biz er ya da geç Emperyalizmi ve onun demokrasi kıstaslarını muhakkak yıkmalıyız diyoruz.

Bessam Abu ABDULLAH - 27 Şubat 2014 - Aydınlık

Son Yazılar