bicak kemikte hasan huseyin korkmazgil225

Bizi kimin yönettiğini bilmiyorum!

Kendimi çok yalnız hissetiğim bir anda tüm iletişim araçlarıyla bağlantımı kestim.

Telefon yok, televizyon yok, internet yok. Umutsuzluğum had safhadaydı. Yıllar öncesinin Birikim dergilerinde Murat Belge’nin ve Ömer Laçiner’in yazılarını okudum, uymuyor.

Proudhon’un Anarşizm Nedir kitabını okudum, o da uymuyor.

Marks’ın Asya Tipi Üretim Tarzı’nı okudum, ııh...

Engels’in, Althuser’in, Sartre’ın, Hrapçenko’nun, Gorki’nin...

Yok, hiçbiri bugünü açıklamıyor.

Derin bir yalnızlık, derin bir umutsuzluk.

Şöyle bir düşündüm, kaç yaşındasın? Atmışı geçtin. Ne bekliyorsun Mümtaz, bir halk devrimi mi? Olsa bile bana yetişmez. Çocuklarını kurtarır mı, belki idamlık birer mahkum olarak kendilerine bir sehpa bulurlar, zira benim çocuklarım.

Geriye ne kalıyor?

Dün itibarıyla Meclis’ten dört kabul edilemez yasa geçti, belki ikisi de kuyrukta. İtiraz yok. Benim itirazım yeterli değil, çünkü beni bilen yetmiş altı milyon insan içerisinde ancak 5 bin kişi. Onlar da benim gibi düşünüyor. İtiraz edecek güç yok.

Her yerde seçim heyecanı, koşuşturma ve kazanç hesapları. Oysa Meclis’ten İnternet yasası geçiyor, “haklılar, pornogafi engellenmeli,” geçti mi, geçti. Cumhurbaşkanı zayıf bir itirazda bulundu, ama onayladı mı, onaylandı.

HSYK yasası geçti mi, geçti, hem de itiraz bile görmeden (28 itiraz itiraz sayılmaz).

MİT yasası geçti mi, alkışlarla. Elbette bir ülkenin istihbarat örgütü her şeyi yapmakla yükümlüdür diye. Dünyada örneği yok, Sudan bile bizden ileride bu konuda emin olabilirsiniz.

Sonra garip bir şey kabul edildi. Yasa falan da değildi. Ankara’nın “perifer” sayılan bölgelerinde 3 milyon insana her an müdahale edilebileceği...

Yasa falan değildi bu, Meclis kararıydı ve kabul edildi.

Duygusal olmaya gerek yok, ama olmak zorundayız.

Televizyon programlarında zaten geçmiş olan yasaların, aslında geçmemesi gerek, demokratik ülkelerde bu kabul edilemez tartışmasından başka ne oldu? Aklı başında saydığımız herses ne dedi: Kabul edilemez.

Edildi mi?

Sıkıyönetim ilan edildi mi, edilmedi mi?

Şimdi elimizi şakağımıza koyup düşünelim: Ortada bir sıkıyönetim uygulaması var. Bir yandan MİT’in Başbakan dışında hiçbir şekilde denetlenemeyeceği, yargıç ve savcıların hiçbir şekilde Adalet Bakanı dışında denetlenemeyeceği, internet ve sosyal medyanın TİB başkanı dışında denetlenemeyeceği...

Geriye ne kaldı?

Çocuklarımızı okutacağımız okullara vereceğimiz aidat ile, onları okutacağımızı düşündüğümüz okullara vereceğimiz paralar.

Venezuela çökertiliyor. Ukrayna karmakarışık. Suriye bildiğiniz gibi...

Ve ben kendi ülkemde yapayalnız bırakılıyorum. Türkiye’nin kaderini olduğu gibi değiştiren dört yasanın TBMM’den, benim vekillerim olan insanlar tarafından onaylandığına tanık oluyorum. Muhalefet herhalde vardır diyorum.

Dünyanın en berbat şeyi nedir bilir misiniz dostlar, sizi kimin yönettiğini bilmemeniz.

Her şeye rağmen yeni bir Türkiye için umarım merhaba!

Mümtaz İDİL - 21 Şubat 2014 - Odatv

Son Yazılar