bessam abdullah225

Suriye ve Esad’ın yıkılması kime yarar?

Özellikle Washington ve Obama’yı efendileri kabul eden

dünyanın bütün hükümet başkanları “Esad makamını bırakmalıdır” sözünü dillerine pelesenk ettiler. Niçin? Acaba Dünya, demokrasi, sosyal adalet, hukuk düzeni ve Eflatun’un örnek kentini yaratmış da bir tek Esad’ın Suriyesi mi kalmıştı? Dünya bütün imkânlarını tek kalmış anti-demokratik ülke Suriye’yi hizaya getirmek için seferber mi olmuştu? ABD, aynen Suudi Hanedanlığı, Katar ve diğer Petro-dolar şeyhlikler gibi Suriye’yi bir “demokrasi..!” vahasına dönüştürüp petrol, doğalgaz ve askeri üsleri için bir tek Suriye ve Esad’ı yıkması mı kalmıştı? Peki, dünyayı bu kadar meşgul eden Suriye ve Esad neden önemli? Şu ana kadar takriben 240 milyar dolar paranın harcandığı Suriye sahası niçin bu kadar değerli? Bölgemizi onlarca sene rahat ettirecek bu kadar askeri ve iktisadi harcama neden?

Senaryolar önceden hazırlandı!

Eski Fransa Dışişleri Bakanı Ronel Duma, İsrail’in güvenliği ve İngiltere’nin çıkarları için Suriye ve Esad’ı yıkma kararının Suriye’de olaylar hâsıl olmadan çok önceleri alındığını belgeleyen kanıtlara sahip olduğunu açıkladı. Kimyasal silah kullanımı, işkence fotoğrafları veya diğer senaryoların olup olmamasının hiçbir önemi yok diyen Duma, Esad’ın devrilmesi için bütün senaryoların önceden devreye sokulduğu ve mubah kabul edildiğini ifade etti.  

Eski bir Dışişleri Bakanı sıfatı ile Duma, “Arap baharı” olarak tedavüle sokulan hadiselerin başladığı ilk dönemlerde bir davet alır. Avrupalı üst düzey siyasetçilerin katılımı ile Londra’da “Ortadoğu” konulu bir yuvarlak masa toplantısı düzenlenmektedir. Davetiyeye icabet eder. Toplantı salonunda Avrupalılar dışında ABD ve İsrail adına katılımcıların olmasına şaşırır. Ayrıca toplantı esnasında Ortadoğu yerine sadece Suriye ve “Suriye’ye müdahale koşulları nasıl oluşturulur?”; Avrupa, ABD ve İsrail arasında işbirliğinin önemi ve Ürdün sınırına yakın bölgede hâsıl olan protesto eylemlerinin istismar edilerek “Ürdün toprakları üzerinden Suriye’nin Güney bölgesine bir askeri harekât imkânı mevcut mu?”; “Şam yönetimini en hızlı şekilde nasıl yıkabiliriz?” konuları masaya yatırıldı, diyor Ronel Duma.  

Niçin yıkmak istiyoruz?

Toplantı esnasında konuşmaları dehşetle dinleyen Fransız eski Bakan Ronel Duma iki soru sorar: Suriye rejimini niçin yıkmak istiyoruz? Onun yerine ne getireceğiz? Gizli ve kapalı yapılan bu toplantıya katılan diğer konuklar duyduklarına inanmamış gibi bir garabet sergiler. Kısa bir müddet için Duma ruhsuz duvarlara konuştuğunu sanır. Bu soruların ardından sadece birbirlerine baka kalırlar. Duma, bu sorularla hemen karar almak isteyenleri hayal kırıklığına uğratmıştır. İsrail adına katılan yetkili, Ronel Duma’yı ikna etme adına bu iki soruyu tartışmanın yararlı olacağını ifade eder. Gerisini Ronel Duma’dan dinleyelim:

‘Arap Ulusal kültürünü yok edelim’

“İsrail ve diğer ülkeler adına konuşanlar özetle şunu söylediler: Tarihi bir fırsat yakaladık. Böyle bir fırsat bir daha ele geçmez. Bugün İsrail tarihinde olmadığı kadar güçlü ve düşmanları tarihte bu kadar zayıf ve berbat durumda olmadılar. Ölümcül darbeyi şimdi vurmalıyız. İsrail ve bu İngiliz masası etrafında oturan Batılı dostları Arap Ulusal Kültürü ile uzlaşma ve barış olmamalı. Bu kültürü kökünden kazmalı. Özellikle İsrail’i kuşatan ülkelerde Arap Ulusal kültürü tamamen yok edilmelidir. Araplar bu kültür yerine başka inançlarla terbiye edilmelidir. Arap Ulusal kültürün tarihi mekânları üçtür: Kahire’de Fatımi, Bağdat’ta Abbasi ve Şam’da Emevi dönemleridir. Bu üç başkent tekrar iflah olmayacak şekilde harap edilmelidir. Kahire’yi yıktık daha çok yıkmalıyız. Bağdat’ı biz yıktık ama daha çok yıkmalıyız. Şimdi de geriye Şam kaldı. Onu da yıkmalıyız. Şam yıkılmadan diğer iki başkentte sürekli başarılı olmamız mümkün değildir.”

‘Cihatçılar sorun değil’

Ronel Duma, İsrailli yetkili ile tartışmanın yarar getirmeyeceği inancından hareketle sadece soru sorar: Peki Suriye’nin yıkılmasından sonra ne olacak? Yıkımdan sonra bütün bölgenin kaos yaşaması ve bu kaostan ortaya çıkacak serseri mayınların bütün bölgeyi istikrarsızlaştırırsa ne olacak?

İsrailli tebessüm eder: “İslamcıları mı kast ediyorsun? Onlarla hiçbir sorunumuz olmaz. Bölgeyi dağıtmak için bu dincilerin nasıl bir doğal müttefik ve kitle imha silahı haline geleceklerini, dinci grupların binlerce siyasi tutuklu ve muhalifin yerine on binleri harekete geçirebilecekleri kudrete sahip olduklarını göreceksiniz. İhtiyaçları olan askeri, maddi ve manevi destek her yerden akacak. Bölge ülkelerin ihmal ettiği reformlar ve anti-demokratik uygulamalar bu radikal dinci hareketlere haklı bir destek sağlayacağı da muhakkaktır. Bunları kullanarak ülkede iç kanamanın sürekli olmasını sağlayacağız” der.

Bu toplantı öncesinde, Obama 12 Ağustos 2010 tarihinde imzaladığı gizli bir kararnameye binaen Ortadoğu’nun haftalar içinde değiştirileceğini müjdeledi. Kasım 2010’da “Lancaster House” adı altında İngiltere ve Fransa ile ortak savunma antlaşması imzalar. 19 Kasım 2010 tarihinde NATO’nun yeni görev konseptini tanımlama buna uygun olarak sıcak bölgelere müdahale için kurumun yeniden yapılandırılması kararı alınır.

Suriye dimdik ayakta!

Şimdi tekrar Suriye’ye dönelim. Üç senedir dayatılan kirli savaşı bu çerçevede tekrar okuyalım. El Kaide, türevleri ve İhvan hareketi eli ile yürütülen cinayet, talan ve yıkım siyaseti. Petro-dolar ile beslenen katiller. Kuzey’de dinci İhvan hareketin liderlerinden Erdoğan’ın, Güney’de Ürdün’ün başını çektiği yıkıcı faaliyetler. Suudi hanedanlığın beslemeleri olan Lübnan sahasındaki siyasi işbirlikçileri ve terör grupları. Topyekûn yalan makinesi olarak devreye sokulan medya. İktisadi abluka ve savaş. Planlı ve programlı sürdürülen organize yıkım. Bütün bunlara rağmen şimdi biz soralım: Yıkmak istediğiniz Suriye ve Esad dimdik ayakta. Dağıtmak istediğiniz Suriye ordusu eskisinden çok daha güçlü ve dirayetli. Parçalamak istediğiniz Suriye halkı kirli oyunlarınızı idrak etti. Kim bilir bu tür kirli toplantılarınızı bugün Türkiye içinde yapmaktasınız. Suriye direnişi sizi ve Türkiye üzerine kurguladığınız kirli senaryolarınızı da tarihin çöplüğüne atacaktır.

Bessam Abu ADBULLAH - 20 Şubat 2014 - Aydınlık

Son Yazılar