ufuk soylemez225

Hem çarpıcı hem çarpık!

Dün medyada bankalarda 1 milyon TL ve üzerinde parası bulunan

 gerçek ve tüzel toplam kişi sayısının 66.846'ya yükseldiğine dair haberler yer aldı.

BDDK verilerine göre 2012 yılında 52.000 civarında olan milyonluk hesap sahibi sayısının, 1 yıl içinde % 28 oranında arttığı görülüyor. İşin esas ilginç tarafı, 55 milyona adede yakın mevduat hesabı içinden, sadece 66 bin kişinin toplam Türk lirası mevduatın % 46'sını elinde bulunduruyor olması.

Bunların arasında, AKP döneminin ihaleci, kutulamacı, vakıfcı, havuzcu, rantçı, bacanakları, mahdumları ve müteahhitleri önemli bir yer tutuyordur herhalde.

Para da, hisse senedi de giderek zenginleşen servetine servet katan az sayıda elde yoğunlaşıyor.

Mayıs 2013 tarihinde yayımlanan 2012 yılı, Türkiye Sermaye Piyasası raporundaki yatırımcı verileri ile 2013 sonu itibari ile, yayınlanan mevduat hesaplarına ilişkin veriler son derecede çarpıcı.

Esasında, hem çarpıcı, hem çarpık bir manzarayı ortaya koyuyor.

2012 yılı sonu itibarı ile borsada hisse senedi, bakiyeli hesabı olanların sayısı 1.088.566 olmuş. 2000 yılında bu sayı 1.4 milyon kişiydi. Nüfus arttığı halde toplam yatırımcı sayısı azalıyor.

Yatırımcı sayısı itibarıyla bakıldığında toplam gerçek kişi yatırımcı sayısının 1.080.262 olduğu söyleniyor. Bu rakam Türkiye nüfusunun yaklaşık % 1.4'ünü tekabül ediyor.

Bireysel yatırımcılar arasında 2012 yılı itibarıyla 1 milyon TL'nin üzerinde hisse senedi portföyüne sahip yerli yatırımcı sayısının 3.143 kişi olduğu anlaşılıyor. Ancak, bu 3.143 kişinin portföyü, toplam bireysel yatırımcıların elindeki hisse senedi değerinin % 59'una denk geliyor. Yani 3 bin kişi hisselerin % 59'unu, 1 milyon kişi ise kalan %40'ını elinde tutuyor. Mevduatlarda görülen çarpıcı ve çarpık tablo burada da aynen mevcut. Öte yandan, 10.000 TL'nin üzerinde hisse senedi porföyüne sahip kişi sayısı ise 216.378 kişi.

Tabi 2012 yılı sonunda toplam hisse senedi portföyünün % 66'sının "yabancı yatırımcıların" elinde bulunduğunu da belirtmemiz gerekir.

Bu gidiş, gidiş değil elbette. Paralar ve servet az sayıdaki elde yoğunlaşıyor, gelir ve tasarruf açığı ve farkı da giderek uçuruma dönüşüyor.

Altta kalanın canının çıktığı, finansal cambazlıklar, ahbap-çavuş ilişkileri, eş - dost kayırmacılığı ve ihale skandallarıyla, giderek sürdürülemez hale gelen kumarhane kapitalizminin çarpıcı ve çarpık sonuçları ve verileri tam ibretlik doğrusu.

Bu düzen böyle gitmez, gitmemeli...

Ufuk SÖYLEMEZ - 11 Şubat 2014 - Aydınlık

Son Yazılar