“Güzel öldüklerini, fiziksel olarak acı çekmediklerini ve güzel öldüklerini düşünüyorum...”

“İlk on dokuz, yirmi ceset çıktığında şanslıydık. Kimlik tespitinde sorun olmadı...”

Ölümün güzeli nasılsa, sana da nasip olsun Ömer...

Arkadaşın Taner’in ilk gün açıkladığı şiddetli patlama sonucu öldükleri savını çürüttüğün için de bir adım öndesin Ömer.

Ömer, bana güzel ölümü anlat... Karbon monoksit gazını solurken aklından geçenleri şöyle bir sıralamak nasıl bir şey, onu anlat.

Empati yap Ömer... Hani güzel güzel ölürken insan ne tür güzellikler düşünür, onları bir anlatıver. Ben dinlerim Ömer, kimse dinlemese de dinlerim.

Önce uykusu mu gelir insanın Ömer, yoksa önce ciğerleri mi yanar?

Kusura bakma, ben bilmediğimden soruyorum. Sen güzel dedin ya, onun için soruyorum Ömer.

Ölümün güzeli nasıl olurmuş, bir anlatıver.

Hitler ya da ne bileyim Göbels bile senin kadar empati kurmamış olmalı ki, fırınlara giden Yahudilerin güzel öldüğüne ilişkin hiçbir kayıt tutmamış.

Rosenbergler de “güzel ölmüştü” anımsarsın, gaz odasında yani...

Hayat güzel ölümlerle dolu, sana da bir parçasını nasip eder Rabbin herhalde Ömer...

Kimlik tespitinde sana zorluk çıkaran 9 can için ailelerinden özür bekleme Ömer, onlar bu işten anlamaz, onlar senin çektiğin sıkıntının ne denli dehşet verici olduğunu bilemez.

Şanslıydın Ömer, en azından ilk on dokuz can için şanslıydın. Sana zorluk çıkarmadılar, kimliklerini çıkarıp sana verdiler.

Recep Bey’in “kader” diye nitelediği zavallıların ölümünü en kaba deyimiyle “sünnet” muhabettine çevirdiğin için bile takdire şayansın Ömer... “Hiç acıtmadık,” diyen sünnetçi gibisin.

Bir ölümün nasıl olduğunu hocaların sana anlatmış mıydı?

Son bir dakikanın nasıl geçtiği konusunda fikrin var mı?

Ya son beş dakika, on dakika... Saatler...

Fikrin var mı Ömer? Acısız mı oldu dersin? Sen onu bile demiyorsun, “güzel öldüler” diyorsun be Ömer...

Senin onları kurtaracağını sanarak öldüler aslında.

Devletlerine güvendiler ve yerin değil beş yüz, bin beş yüz metre altında bile olsalar, senin ve adamlarının onları kurtaracağını umarak beklediler Ömer...

Beyinlerinin bir yanında yukarıda bıraktıkları bebeleri, sevgilileri diğer yanında yakında kavuşmayı umdukları rahmetli yakınları... İki arada beklediler seni Ömer...

Seni ve temsil ettiğin devleti...

Ama güzel öldürer değil mi?

Güzel mi, bilemiyorum Ömer, ama öldüler...

Kader işte, ne yapacaksın?

Tanrı sana da “güzel bir ölüm” nasip eder umarım Ömer...

Mümtaz İDİL - 29.05.2010 - Odatv.com

Son Yazılar