eren erdem225

Benim gözümde Cumhuriyet!

Benim gözümde Cumhuriyet, Şura suresinin anafikri demektir. Şura suresinin 38. ayetinde geçen bir ifadeyi hatırlatayım:

“Onlar işlerini aralarında bir ŞURA ile yaparlar ve kendilerine rızık olarak verilenlerden infak ederler…”

Ne kadar garip. Kur’an’ın yönetime dair öneriler ihtiva eden “tek ayetinde” şura ve infak kelimeleri yan yana geçiyor. O halde, bir Şura’nın meşruiyeti, sadece “infak ile kurduğu münasebetle ölçülebilir.” Yani, bir Şura’nın Kur’an’a uygunluğunu anlamak için, o Şura’nın duvarlarında ayet yazıp yazmadığına bakılmaz. Şura’nın mahiyetine bakılır. İnfak müessesi üzre mi kurulmuş? Yoksa infakın zıttı olan kenz (sermaye) ekseninde mi?

Kur’an, “gayri şahsi egemenlik” diyor. Kişilerin, ailelerin ya da bir sınıfın egemenliği değil.

“O servet ve nimetler yalnızca zenginlerin arasında dönüp dolaşan bir devlet olmasın (Haşr suresi 7.)” diyor.

Hanedan ahalisinin mülkü olan teb’a anlayışını istemiyor. İnfak üzre kurun diyor. Peki “infak kelimesinin” ekonomi-politiği nedir?

Servet, iktidar ve otoritenin “bir zümrenin imtiyazı olmaktan çıkarılıp, toplum tabanına dağılması…” Yani “halkın iktidarını” kurmak.

Ortak ideal!

Çok ilginç. En’am suresine göre “ayrıntılandırılmış” olan kitap, her konuda “teferruat içeriyor iken” Şura’nın mahiyeti hususunda hiçbir ayrıntı içermiyor. Şura suresinde geçen ifadelere baktığımızda bir tek ayrıntı veriliyor. “İnfak…”

O halde, o ayet “yeryüzündeki bütün inançlara sesleniyor.” Bırakın tartışmaları, gelin “ortak bir misyonda birleşin” diyor. Senin sembollerin ve benim sembollerim tartışmasına son verelim, ortak ideali kuralım diyor. Nedir o ideal? “İnfak…”

Yani, toplumsal eşitlik. Sınıfların ve sınırların olmadığı bir dünyaya doğru yol alalım diyor…

Tüm kesimlerin bayramı!

Benim gözümde Cumhuriyet, Şura’dır. Egemenliğin “şahıs ve hâkim sınıfların elinden alınıp” halka dağıtılmasıdır. Eğer böyle olmuyorsa “monarşidir.” Ya da demokrasi maskeli “ağalık düzenidir.”

Bu nedenledir ki, Cumhuriyet bayramları geldiğinde; “Halkın, bu gerçeklik üzre gayrete düçar olmasını temenni ederim hep..”

Gelin, Cumhuriyeti halkın Cumhuriyeti yapalım. Zenginlerin, kompradorların, kapitalist burjuvazinin, mülke tapıcıların, Amerikano İslamcıların Cumhuriyeti değil, “halkın Cumhuriyeti…”

Allah’ın kitabı, “bunu öneriyor.” İnfak yapın diyor. “Cumhuriyetinizin turnusol kâğıdı budur” diyor. Sokaklarında açların, yoksulların olduğu, gökdelenlerinde ise refaha boğulmuşların yaşadığı bir beldenin “Cumhuriyeti” sınıfta kalmıştır diyor. El ele verip mazlumun hakkını alın, ve Şura’nızı “infak üzere” tesis edin diyor.

İşte anahtar budur. Kilit nokta budur. Cumhuriyet “kimsesizlerin kimsesi” olmalıdır. Cumhur halk ise, halkın iktidarı, ezilenlerin önderliği manasına gelir. İşte bu Cumhuriyet, yüksek şiarımızdır. Bu nedenle, 29 Ekim Türkiye’nin sadece Kemalist-Atatürkçü kesiminin bayramı olarak algılanmamalıdır. Bu bayram, tüm kesimlerin bayramıdır. İslamcısının da bayramıdır.

İşte bu duygular ile 29 Ekim’de sokaklara çıkacağım. Halkın Cumhuriyeti, halkın iktidarı için Taksim’e gideceğim. Cumhuriyeti, kapitalistlerin elinden alıp, halka teslim edebilmek için sesimi yükselteceğim. Bu şiar ve gaye ile yürüyeceğim.

Sizlere de tavsiye ederim…

Eren ERDEM - 28 Ekim 2013 - Aydınlık

Son Yazılar