bessam abdullah225

Suriye’de kaybedenler!

Kerry'nin Londra'dan "Suriye devlet başkanı Esad kimyasal silahlarını teslim ederse askeri bir saldırıyı telafi edebilir" demesi,

"ABD bu sefer kesin saldıracak" arzusuyla yaşayanları özellikle "derin Bakan" Davutoğlu'nu bir kez daha "derin" hayal kırıklığına uğrattı.

Savaş naraları atanlardan İngiliz meslektaşı Hauge'yi sağına alarak bu açıklamayı yapan Kerry'e olumlu cevap, diplomatik çözüm için krizin başından itibaren aktif olan Moskova’dan geldi.

Suriye devleti Tahran ve Moskova ile yaptığı istişareler neticesinde, kimyasal silahlarını uluslararası denetime tabi tutacağını ilan etti.

Bu olay Şam, Tahran ve Moskova arasında sağlanan diplomasi ustalığını tescil etmektedir.

Aslında bu adım, tereddütte ve aciz olan Obama'ya atılan can simidi olmuştur.

Kimyasal silahların uluslararası denetime açılması ve Suriye düşmanlarının elindeki gerekçeyi alt etme önerisi ABD'nin temennisi, ama ABD ağzı ile telaffuz edilen Moskova, Tahran ve Şam'ın önerisidir.

*** *** ***

Obama'ya can simidi!

Obama Suriye'ye karşı gerekçeli askeri bir saldırı arzulamaktaydı.

"Suriye Kimyasal silah kullandı" yalanı o gerekçeyi sundu.

Amma ve lakin Obama gerçek bir meydan okumayla karşı karşıya kaldı.

Rusya sağlam durdu.

Bir taraftan ABD'yi bu çılgınlıktan caydırma, öbür taraftan siyasi ve askeri konumunu Akdeniz'de kuvvetlendirme çalışmalarına hız verdi.

Çin ilkeli caydırıcılık politikalarında ısrar etti.

Gerektiğinde veto hakkını kullandı, lüzum gördüğünde Suriye açıklarına saldırı helikopterleri taşıyan savaş gemisini gönderdi.

İran ve Lübnan (özellikle Hizbullah) Suriye için bütün imkânlarını seferber ettiler.

Ama en önemlisi Suriye diplomasisi ve ordusu tarih yazan ve yeni bir dünya düzeninin doğmasına vesile oluşturan esas kuvvet oldu.

ABD ve Batı'nın kararlarında etkili olan, "güçlü" ama aynı merkezlerin yumuşak karnı olan İsrail'in akıbeti hususu caydırıcılıkta önemli bir faktör oldu.

Obama, bu sebeplerle, ülkesinde ve dünyada oluşacak tepkiler yüzünden, ek olarak olası savaşın belirsiz sonuçlarının sorumluluğunu yalnız başına üstlenmeme kaygısıyla sorumluluğu Kongreye attı.

*** *** ***

İsrail'de hayal kırıklığı!

Her taraf çıkarlarına uygun olarak bu süreçten getiri sağlamaya çalışacaktır.

Özellikle, ABD "Suriye'nin Kimyasal silah kuvvetini zapturapt altına aldım, müttefiklerimi ve 'Suriye halkını' koruma altına aldım" propagandası yapacaktır.

Tarihi atom, fosfor, yarı-nükleer ve kimyasal katliamlarla yazılı bir devletin bu propagandası, müttefiklerini bile ikna etmekten aciz olacaktır.

Suriye, ilkesel olarak kitle imha silahlarının denetim altına alınması ve yok edilmesini yıllardır Birleşmiş Milletler (BM) gündemine taşıyan ve talep eden ülkedir.

Bölgemizin kitle imha silahlarından arındırılması talebini kabul etmeyen tek ülke İsrail'dir.

Suriye'de cinayet, tahrip ve talan için yüz milyonlarca dolar harcayan Suudi hanedanı kaybedenler listesindedir.

İsrail büyük bir hayal kırıklığı yaşamıştır.

Bütün imkânlarını Obama'yı ikna etmeye harcayan İsrail'i, Suriye'nin zamana oynadığı ve bu fırsat değerlendirilmediği takdirde toparlanacağı ve daha güçlü olacağı kaygısı sarmıştır.

*** *** ***

Provokasyonlara dikkat!

Bütün umutlarını dış müdahaleye bağlayan, her yerde kaybeden cinayet ve harami şebekelerinde korku ve tedirginlik egemendir.

Bu durum terör şebekelerini yeni katliamlar yapmaya ve çılgın senaryolara itecektir.

Her türlü kirli provokasyon için dikkatli olunmalıdır.

Bu süreçte kaybedenlerin başında, Suriye'de savaşı tahrik eden, içinde yer alan, NATO ve ABD'nin işgali altında, Türkiye Cumhuriyeti anayasasını ayaklar altına alan, milli iradeyi takmayan, BM karan aramayan ve Suriye'ye saldırının sadece İsrail'e hizmet edeceği gerçeğini bilen Erdoğan ve Davidoğlu gelmektedir.

Bölge ve dünya savaş çığırtkanlığı yapan bu şahıslara artık hiç itibar edilemez.

Terörü besleyen ve savaş kışkırtıcılığı yapan Erdoğan-Davutoğlu rejimi, Türkiye ve bölge sırtında ağır ve tehlikeli bir yüktür.

Türkiye'nin bu yükten acilen kurtulması milli menfaati için elzemdir.

Arapçadan çeviren: Prof. Dr. Mehmet Yuva
 
Şam Stratejik Araştırmalar Merkezi Müdürü
Bessam Abu ABDULLAH - 12 Eylül 2013 - Aydınlık

Son Yazılar