umit zileli225

Ne kırk katır ne kırk satır!..

Savaş aslında son birkaç yıldır alttan alta sürüyordu!..

Biz önce Aralık 2011’de Şike yasasının Abdullah Gül tarafın­dan veto edilmesiyle ‘‘Neler oluyor?” diye sorgulamaya başladık. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç yasa veto edildikten sonra etrafa gülücükler saçarak, “Bence hayırlı oldu. Yasayı bu şekliyle tekrar Meclise getirmeye hiçbir milletvekili cesaret edemez bile demişti. Bu sözlerin henüz yankısı sona ermeden, Tayyip Bey hasta yatağından müdahale ederek, aynı yasanın noktasına virgülüne dokunulmadan Cumhurbaşkanına iade edilmesini sağladı!

-Gül, Arınç ve cemaat pek fena açığa düşmüştü!..

Ama asıl deprem yalnızca 2 ay sonra, 7 Şubat 2012′de Ankara’yı salladı… Özel Yetkili Savcı Sadrettin Sarıkaya, MiT ’ Müsteşarı Hakan Fidan’ı, hem de şüpheli sıfatıyla ifadeye çağırıverdi!.. MİT’in PKK terör örgütünün üst düzey yöneticileri ile yaptığı ‘‘Oslo görüşmesine” katılan ve Ben bu­raya Sayın Başbakanımızın özel tem­silcisi olarak geldim diyen Fidan ın “şüpheli” olarak ifadeye çağrılmasının tek bir anlamı olabilirdi:

-Adeta Başbakanı oraya çağır­mak!. .

Hakan Fidan o çağrıya uymadı… Başbakanı, tek maddelik bir yasa çıkartıp, ko­ruma kalkanını üzerine geçirene kadar da or­talarda görünmedi!.. Tayyip Bey in gazabı ise pek şiddetli oldu; önce o savcı apar topar görevinden alındı, ardından Emniyetin kilit noktalarında, cemaatin adamı olarak nam salmış cengâverler darmadağın edildi!..

-Anladık ki, üst katlarda pek acayip şeyler oluyor!..

*** *** ***

Saflar netleşti!

Peki, şimdi ben bunları size niçin anım­sattım?..

Çünkü o günlerden bugünlere köprülerin altından çoook sular aktı ve “kimin hakan, kimin kurban ‘ olacağına dair emareler netleşmeye başladı da ondan!..

Tayyip Bey ve Davutoğlu İkilisinin dış politikada içine düştükleri ‘ çıkılması hiç de kolay olmayan” utanç çukuru, içeride “çözüm” adını verdikleri, BOP projesinin en önemli ayaklarından birinin tam bir fiyaskoya dönüşmesi, Gezi olayları ile başlayıp ODTÜ direnişi ile süren halkın başkaldırısı, ekono­mide “kırmızı alarm” borazanlarının acıklı besteler çalmaya başlaması safları iyice ve de gayet net biçimde ortaya çıkardı…

Büyük efendiler, yarın ne yapacağı belli ol­mayan, verilen her görevi yüzüne gözüne bu­laştıran bir ’eşbaşkan yerine, biri zaten elinin altında, diğeri her daim “mutedil” ve “becerikli” iki muhterem üzerinde karar kıldılar!..

-Ve son model “psikolojik harp kampanyası piyasaya sürüldü!..

*** *** ***

Dayatılan formül!

Dikkat edin, epey bir zamandır halkın üze­rinde kırbaç şöyle şaklıyor:

-Tayyip Bey’ zıvanadan çıktı, Davut oğlu tam bir facia…

Ardından yeni dönemin ipuçları gayet cingözce, doğal olan da zaten buymuşçasına yedirilmeye çalışılıyor:

-Abdullah Gül-Fethullah Gülen koa­lisyonu!..

Adına da ‘yeni AKP’ diyorlar… Tam 11 yıldır “Beraber yürüdük biz bu yollarda” türküsünü çığıranların her türlü “operasyon” kararının altına birlikte imza atanların, ülkeyi el­birliği ile “kabile devletine “ dönüştürenlerin, cumhuriyetin canına elbirliği ile kastedenlerin içine düştüğü “pek acıklı komedi” dir bu!.. Türk milleti açısından ise tercümesi şudur: -Kırk katır mı istersin, yoksa kırk satır mı?!.

Türk milletine alay- edercesine dayatılan for­mül budur…

Türkiye’yi, Büyük Ortadoğu Projesi’nin, “parçalanacak, tarihe karışacak” son ülkesi konumuna mahkûm edecek, Cumhuriyeti sonlandıracak bu senaryoya bu asil millet tıpkı geçen yüzyılın başında verdiği yanıtı verecektir:

-Ya istiklal, ya ölüm…

Ümit ZİLELİ - 10 Eylül 2013 - Aydınlık

Son Yazılar