bessam abdullah225

Neo-İslamistler!

Tedavülde olan “Neo-Con veya Neo-Muhafazakâr” terminolojisine yabancı değilsiniz.

Bu medresenin temsilcileri, ABD’yi, kendisini onlarca yıl hissettirecek, derin bir iktisadi, siyasi, mali ve stratejik bir krize sokmuşlardır. Neo-İslamistler, İslam adına hareket ettiklerini iddia eden ama son merhalede İslam’ı tahrip eden manzumenin temsilcileridirler. Sünni-Şii kamplaşması üzerinden bölgemizin milli kimlikli devlet ve toplum yapısını yok etmek en önemli görevlerinden biridir. Bu hususu yakinen değerlendirelim:

Dininden dolayı cezalandırılan insanlar!

-  Herhangi birimiz dinini veya mezhebini seçmek için bir form mu doldurdu? Tabii ki, hayır. Lakin insan işlemediği bir suç için, sadece farklı bir din veya mezhebin üyesi olmasından dolayı cezalandırılmakta ve bir bedel ödemek zorunda bırakılmaktadır.

-  Neo-İslamistler bütün imkânlarını, Arap ve Müslüman topraklarını işgal eden, milyonlarca Filistinliyi vatanından atan, onlarca katliamdan sorumlu, işkenceleri, infazların en çirkef ve ahlaksız olanını uygulayan, el-Aksa mescidine ve Hz. İsa’nın doğum yeri olan Beyt Laham’a daima tecavüz eden İsrail’e karşı kullanmamaktadır. Aksine, saldırılarını İsrail ile rekabet ve savaş halinde olan kuvvetlere, Lübnan Hizbullah’ına, Suriye’ye ve İran’a karşı seferber etmişlerdir. Bugün İran’a Şii diye saldıranlara sormak gerekir. Şah Muhammed Rıza Pehlevi zamanında İran Şii değil miydi? O dönem Körfez Petro-Dolar Hanedanlıkları Şah’ın rızasını almak için önünde el pençe dururlardı. Bu durumu en iyi anlatan kişi Iraklı şair Muzaffer elNuvvab tır: “B..klarken bile Şah’a secde eder. Arap Petrol Bakanı günahlarını Amerikan çuvalında saklar. Günahlarını çıkartırken ve B..klarken Şah’a secde eder...”

İsrail’e karşı duran İran’a düşman!

-  İran ama özellikle Hizbullah’a karşı duydukları düşmanlık bu kesimin Siyonizm’e karşı köklü bir anti-duruş sergilemesidir. Burada bir husus açıklığa kavuşturalım. Bütün Şiiler Siyonist ABD projelerine karşı değildir. Burada esas mesele, siyasi duruşunuzla alakalıdır. Mezhep veya etnik kökeniniz siyasi terbiyenizi etkiler ama siyasi duruşunuzun garantisi değildir. Arap halkı Mısır’ın efsanevi lideri Cemal Abdülnasır’ı, kahraman Libyalı Ömer Muhtarı, Cezayirli Abdulkadir Cezayirliyi, Filistin için can veren Suriyeli devrimci İzzettin ElKassam’ı Sünni oldukları için değil vatanperver anti-Siyonist, antiemperyalist liderler oldukları için sevdi, saydı ve bağrına bastı.

-  Bugün, tekfiri teröristler tarafından “Sünnilik” adına “Şiiliğe” karşı ilan edilen ve milyarlarca dolar sermaye, medya ve en çirkef fetvalar ile ilan edilen toplu kıyım ve savaş sadece Şiileri, Alevileri, İsmaillileri, Dürzileri, Hıristiyanları hedef almamaktadır. Esas dini-siyasi operasyon çoğunluğu oluşturan Sünnilere karşı yapılmaktadır. Korku, terör veya özendirme yolu ile “Sünni” kitleler Körfez PetroDolar hanedanlıklarına ama özellikle İslam dışı Vahhabi inanca bağlanıyor. l Güvenlik raporları ve Ürdünlü maruf araştırmacı Nahed Hater’in çalışmalarına binaen, terör örgütleri için eleman devşirilirken, “Şiiliğe” karşı yapılan propagandanın cazibesinin yüksek olduğunu ifade etmektedir. Bu gruplar NATO askeri tahripkâr gücünün yerini almış onun asli görevini icra eden hareketlere dönüşmüşlerdir. Anti-Siyonist, anti-emperyalist olan bütün varlıklara karşı çok etkili bir silah olarak kullanılmaktadır. Suudi şeyhlerin, Yusuf El Kardavi’nin, Mursi’nin, Erdoğan’ın, Davutoğlu’nun Suriye meselesinde mezhep vurgularını ve fetvalarını hatırlayınız.

Şii karşıtı!

-  Vahhabilik kuruluş felsefesi ve faaliyetleri itibarıyla Sünni ve Şii karşıtıdır. Tekfir, terör, tecavüz ve yağma en önemli silahlarıdır. İslam âleminin en saygın din adamı olarak kabul edilen “Sünni” Ramadan el Buti’yi katlettiler. ŞiiAlevi , Hıristiyan din alimlerini öldürdüler. Hz. Muhammed’in torunu Hz. Zeyneb’in kabrine saldırdılar. Sahabe Hacar Bin Oday’ın naaşını kabrinden çıkardılar. Hz. İbrahim’in kabrini dinamitle tahrip ettiler. Humus’ta Halit Bin El-Velid Camii’ni askeri kışlaya dönüştürdüler. Tarihi Halep Emevi Camii’ni yağmaladılar, tahrip ettiler. l Vahhabilik ile İhvan (Müslüman Kardeşler Örgütü) hareketi arasında zahiri ve batani alaka vardır. Vahhabi kurucuları gibi İhvan hareketini tesis eden Seyid Kutub da dinini, yorumu ve tatbiki dışında yaşayan Sünni ve Şiileri zındık ve düşman ilan etmiştir. Dünyamız, onu İslam adına katleden, tahrip eden ve yağmalayan, ilerici kuvvetlere karşı kullanılan bu bağnazyobaz taifeden muhakkak kurtulmak zorundadır. Maalesef “İslam” adına hareket eden akil adamlar ve toplulukları bu şer güçlerine karşı aciz kalmış, süktu ehven kabul etmiştir. Bu şer güçleri daha uzun bir dönem emperyalizmin elinde önemli bir maşa olarak kalacaktır. Bizans imparatoru Harkules’e (Harkel) karşı Suriye’de büyük zafer kazan Halit Bin el Velid, ABD’li Siyonist John McCain’in silahlandırdığı ve NATO adına tekrar Harkules’in intikamını Suriye’den alan yerli “mücahitleri” Halit Bin el Velid’in kemiklerini sızlatıyorlar. Halit Bin el Velid’e Bizans imparatoru Harkules’in “İslam” maskesi ve “Allahu Ekber” nidaları ile Şam’a tekrar döndüğünü görmesi acıdır.

Bessam Abu ABDULLAH - 08 Ağustos 2013 - Aydınlık

Son Yazılar