tahrir meydani abd bayraklari yakiliyor225 

‘Başbakan Biblavi öğrencimdi’

Dünyaca ünlü Mısırlı Marksist bilim adamı Samir Amin’le yaptığımız röportajın ikinci bölümünü yayımlıyoruz.

Amin, Mısır’da olası gelişmelere ilişkin görüşlerini açıklıyor. Ayrıca ülkemizdeki halk hareketine ve Suriye’deki gelişmelere ilişkin değerlendirmeler yapıyor.

Aydınlık >>> Mursi indirildikten sonra yeni hükümet çalışmaları yavaş ilerliyor. Bunun sebebi nedir?

Samir AMİN >>> Evet gerçekten de yavaş ilerliyor ve bu gerçekten de bir sorun. Çünkü değişik hareketlerin değişik fikirleri var. Sağcısı, solcusu, merkezi, geçiş dönemi için aynı programa sahip değiller. Olumlu adım atmak için bunları bir araya getirmek ve uzlaştırmak da kolay değil.Gelişmeleri Mısır içinden, kaynaklardan takip ediyorum ve bence bir ilerleme kaydediliyor.

Aydınlık >>> Türk medyası, “Mısır’ın yeni anayasasında şeriat maddesi var” yönünde haberler yaptı. Bu doğru mu?

Samir AMİN >>> Mısır’ın yeni anayasa projesi bir İslami anayasa olmayacaktır. Şeriata atıfta bulunsa da bu atıfı dışarıdan yapacaktır; yani hukukun özel kaynağı olarak almayacak.Bazı insanlar şeriatın o veya bu öğretisine uygun olmadığını düşünse de, yasa çıkarma konusunda, seçilmiş olan meclisin özgürlüğünü yeniden kuracaktır.Yani, bu bir anlamda esnek bir durum ve bazı tehlikeleri de içinde barındırmakta; bunu dikkate almalıyız.

Aydınlık >>> Mısır IMF’den yalnızca 6 milyar dolar talep etmişti, ama Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri 12 milyar dolar kredi verdi. Körfez’in bu adımını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Samir AMİN >>> Şimdi, IMF, Dünya Bankası ve bilemediğimiz diğer Batılı emperyalist güçler,Mısır’a para vermek için çok zorlu şartlar koydular. Aynısı Körfez ülkeleri için de geçerli. Bunlar da neo-liberal politikaları sürdürmek üzere, çoğunlukla emperyalist kampın bir parçasıdır. Ancak giderek daha fazla insan, sorunun kökeninin kesinlikle neo-liberalizm olduğunun farkına varıyor. Neo-liberalizm son 30 yılda ve Mursi hükümetinin son yılında uygulandı ve yoksulluğu büyüttü. Yoksullukla birlikte de artan eşitsizliği... İşte bu sebeple çözüm, kolay olmasa da aşama aşama, yavaş yavaş neo-liberalizmden kurtulmaktır. İnsanlar şu anda sabırlılar ve Mısır’da en iyi hükümetin bile kapitalist, neo-liberal politikalarla olan bağları beş dakika içinde koparamayacağını biliyorlar.

Sonuçta bu bir devrim değil, bu politikalardan ancak yavaş yavaş kurtulabilirler. Başta sendikalar olmak üzere sol ve merkez partilerin programları var. Ücretler, asgari maaş, çalışma koşulları, istihdam, gıda ödenekleri, vb. konularda çok net programları var. İyi ve kabul edilebilir bir hükümet aşama aşama bunları uygulayabilir, daha fazlasından söz edemeyiz. Ve eğer insanlar başka bir yoldan gitmeye başladığınızı görürse, daha da fazla destek vereceklerdir. İnsanlar sabırlı davranıyorlar.

Başka bir konu da şu: İnsanlar ve ordunun özellikle subaylardan oluşan büyük bir kısmı, ABD’ye, İsrail’e ve Körfez’e boyun eğme politikasından bıkmış durumda. Yeniden bağımsız bir Mısır politikası oluşturmak istiyorlar. Bunun altında yatan fikir de özellikle yükselen ülkelerle, Rusya, Çin, Hindistan, Güney Afrika, Brezilya ve işler kötüye gitmezse Türkiye, İran ve diğerleriyle yeni yollar açmak, yeni ilişkiler kurmaktır. Böylece, ilerlemeye izin verecek bir manevra alanı oluşacaktır. Mursi’nin ülkeyi soktuğu çıkmaz sokaktan çıkış yolu budur.

Aydınlık >>> Mısır’daki ayaklanmanın Suriye’ye etkisi ne olur?

Samir AMİN >>> Biliyorsunuz Mursi, İslami gericiler, Müslüman Kardeşler ve daha beterlerinden oluşan sözde özgürlük savaşçılarını desteklemek için Türkiye ile birlikte Batı kampına girdiğinde, çok saygın ve eski bir gazeteci olan Hasaneyn Heykel açıkça “Bu bir ihanettir” dedi. Çünkü Mısır ve Suriye’de hükümette kim olursa olsun, bu iki ülkenin beraber olması gerektiğini, müttefik ve dost kalması gerektiğini biliyoruz. Mısır ve Suriye karşılıklı olarak, bölgedeki İsrail ve Körfez ülkeleri hakimiyetinin genişlemesine karşı olan çok benzer iki ülkedir. Bu çok açıktır ve yeni hükümetin karşı karşıya olacağı hususlardan biridir. Mısır’ın ilişkilerini geliştirmek ve ülkeyi ABD, İsrail gibi ülkelere boyun eğme çıkmaz sokağından çıkarmak...

Aydınlık >>> Baradey’in başbakanlığına onay verilmedi,sonra Ziyad Bahaddin ilan edildi, ama o da olmadı. Şimdi yeni başbakan Hasan Biblavi oldu. Bahaddin neden değişti?

Samir AMİN >>> Tam olarak bilemiyorum. Sağdan sola her kesimi içeren çeşitli akımlar arasında bir uzlaşma bulmak çok zor.Ama Biblavi’yi şahsen uzun zamandan beri tanırım. Benden yaş olarak küçük ve benim öğrencilerimden biriydi. Geçmişte çok iyi solcu bir ekonomistti. Ama şimdi sağa, yani liberalizme doğru kaydı. Ama belki de buna rağmen, başka herhangi birine göre aşırı neoliberalizmin çözüm olamayacağını anlayabilecek en iyi kişidir o. Öyle olmasını umuyorum!

Aydınlık >>> Başbakan Biblavi sizin öğrencinizdi...

Samir AMİN >>> Evet Biblavi benim öğrencimdi...

*** *** ***

‘Türkiye’deki hareket, NATO’dan çıkmayı sağlayabilir’

Aydınlık >>> Biraz da Türkiye’deki Haziran direnişinden söz etsek?

Samir AMİN >>> Türkiye konusunda benden daha fazla şey biliyorsunuzdur. Türkiye’deki hareketin kapsamını tam olarak bilmesem de, AKP gericiliğine, giderek artan antidemokratik uygulamalarına ve yönetim modeline karşı büyük bir hareketin başlangıcı olduğunu düşünüyorum. Hareket ayrıca içinde soldan sağa kadar çeşitli siyasi güçleri barındırıyor. Genel anlamda, gerçekten çok olumlu bir hareket olduğunu hissediyorum, çok çok olumlu! Çünkü eğer gelişirse, Türkiye’nin NATO çıkmasına yol açabilir. NATO ittifakına boyun eğmekten, ABD’ye boyun eğmekten kurtulmasını sağlayabilir.

Suriye’deki değişim!

Aydınlık >>> Suriye Baas Partisi lider kadrolarının olağanüstü bir şekilde değişime gitmesini de sormak istiyorum. Bunun etkileri ne olabilir?

Samir AMİN >>> Gerçekten şu anda değerlendiremiyorum. Baas yapı olarak bence geçmişe aittir, ancak Baas’ın fikirleri geçmişe ait değildir. Tıpkı Türkiye’de Atatürk’ün ve Mısır’da Nasr’ın fikirleri gibi... Bunlar da geçmişe ait değildir. Bunlar yenilenebilir ve tarihteki değişime uygun bir şekilde uyarlanabilir, uyarlanmalıdır da. Ancak çağdaşlaşmanın temel fikirleri, toplumun adım adım demokratikleşmesi, küresel emperyalist sistemden mümkün olduğu kadar bağımsız, merkezinde ülkenin kendisinin bulunduğu bir sanayileşme ilerici fikirlerdir.

Suriye’nin dramı ise şudur: Baas, Hafız Esad döneminde neo-liberalizme geçtiğinde güvenilirliğini kaybetmiştir. Güçlü bir halk hareketi oluşmuştur ve Beşar Esad yönetiminden politikasını değiştirmesini talep etmesi son derece meşrudur. Beşar ve etrafındaki Baas oluşumu, halk hareketi ile gerçek bir müzakere yürütmektense ona karşı durmuştur. Bu da ABD ve Körfez ülkeleri ajanları ile başta sağcı Müslüman Kardeşler olmak üzere daha beter cihat yanlısı grupların,bu harekete girmeleri ve hareketin yönetemini ele geçirmeleri için alan yaratmıştır.Baas ve Suriye liderliği bunu geç de olsa anlayacak ve değişecek mi? Bilmiyorum ama umuyorum. Bunun gerçekleştiğini görmek isterim. Ancak kozmetik bir değişim mi, yoksa ciddi bir değişim mi olduğunu bekleyip göreceğiz.

Aydınlık >>> Baas Partisi’ndeki bu değişimin halkla arasındaki bağları güçlendirmek için yaptığını söyleyebilir miyiz?

Samir AMİN >>> Evet, bu olabilir.

Aydınlık >>> Yani, anladığım kadarıyla bu değişim Suriye’deki ulusal bütünlüğü kurmak amaçlı...

Samir AMİN >>> Evet, öyle olmasını umuyorum.

Aydınlık >>> Teşekkür ederim efendim.

Söyleşi (2) : Şafak TERZİ - 14 Temmuz 2013 - Aydınlık

Son Yazılar