jean paul sartre225 

Sartre Gezi’de olsa ne derdi?

Mayıs 68’de Ankara’da Hukuk son sınıf öğrencisi olarak isyandaydım, bunu daha önce de yazmıştım, okumuş olanlar kusura bakmasın.

Ekim 69’da Paris’te doktora öğrencisiydim. O zamanki Cumhurbaşkanı De Gaulle Mayıs 68’i bastırmış, duruma hakim olmuştu. “NATO’yu çağırırım” diyerek sendikaları korkutunca işçi hareketi gençlerle buluşamamış, devrim doruğundayken boğulmuştu. De Gaulle Sorbonne direnişçilerini dağıtmış, hocasıyla, öğrencisiyle devrimcileri sürmüştü: yarısını Nanterre Üniversitesine, öteki yarısını da Vincennes Üniversitesine.

Sonra tarih tekerrür etti; solcuları böldüler. Leninciler, Troçkiciler, Maocular başka tellerden çalmaya başladılar.

Maocular da ikiye bölünmüştü: La Cause du Peuple (Halkın Davası) ve L’Humanité Rouge (Kızıl İnsanlık). Şimdi yinelenen o slogan, “Halkın Davası”nın sloganıydı.

Ama devrimin artçı depremleri sürüyordu. Gençler her yerde, özellikle metro çıkışlarında polisle çatışıyorlardı.

Devrim dalgası herkesi olduğu gibi, dünyanın gelmiş geçmiş en önemli filozof-yazarlarından Jean Paul Sartre’ı da etkilemişti. Özeleştiri yaptı. Kurucusu olduğu existentialisme’in (varoluşçuluk) insanların kafasını karıştırmaktan başka bir işe yaramadığını söyledi.

Halkın Davası (La Cause du Peuple) hareketine destek veriyordu.

Hep sokakta olan Sartre’ın Saint-Michel bulvarındaki bir konuşmasına tanık oldum.

Bir barikatın üstüne çıkmıştı ve gençlere seslenmenin heyecanı içindeydi.

Sözlerini bitirirken sağ yumruğunu havaya kaldırdı ve şöyle dedi:

Ce n’est qu’un début, continuons le combat! (Bu daha başlangıç, mücadeleye devam)

O sloganı bugün yineleyen gençlerle övünüyorum, hepsinin gözlerinden öpüyorum.

Doğan YURDAKUL - 15 Haziran 2013 - Odatv

Son Yazılar