yikilacaksin fasist11 225

Beklenen sona doğru...

Okuyanlar hatırlayacak: Bir önceki yazımın başlığı “Tarih Affetmez!”di.

Gerçekten de tarih affetmiyor, affetmedi. Göreceksiniz etmeyecek de...

ABD’si, AB’si, iktidarı, muhalefeti, neo liberali, kapitalisti, sosyalisti, bilgilisi, bilgisizi vd. herkesin gözlerini fal taşı gibi açan o muhteşem halk başkaldırısı üçüncü haftaya girerken yine sabaha karşı yeni bir hukuk dışı saldırıyla karşı karşıya kaldı.

Sonucu ne olursa olsun ve kim neyi kurgulamış, planlamış olursa olsun sadece Gezi parkı değil tüm Türkiye ve bölgemiz tarihsel bambaşka bir yola çevirilmiştir artık.

Amerikancı statükocu yandaş medya tarafından -yorgun bir şaşkınlıkla- neredeyse bir ‘çiçek çocukları’ muamelesi çekilen Gezi Direnişçileri -farkında olarak ya da olmayarak tarihin bir sonraki sayfasını çoktan açmış görünüyorlar.

O klasik söyleyişle artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, olamayacak!

*** *** ***

Tam da o tıbbi kavramın siyasal, toplumsal, kültürel/sanatsal benzeş karşılıkları üzerine düşünürken oldu olanlar...

Hani şu Muhteşem Yüzyıl dizisinin bayan oyuncusunun hastalığı var ya ondan söz etmeye çalışıyorum: tükenmişlik sendromundan...

Konunun uzmanı herkes çağın bu tipik hastalığıyla ilgili kendince bir şeyler yazdı, söyledi biliyorsunuz.

Fakat beni asıl ilgilendiren söz konusu hastalığın siyasi literatürdeki karşılığı...

Doğrusu ya kendi adıma ilk kez duyduğum bu hastalığın esas olarak hizmet sektöründe yaşandığı ve angaje olunan şeye yönelik sahip olunan gücün üstünde aşırı bir zorlama sonucu ortaya çıkması ve bu hastalığa yakalananın da öyle kolay kolay bir daha iflah olmaması...

AKP iktidarı da, iyice yaşlanmış statüko yanlısı bilumum BOP’çular -karanlıkta ıslık çalar gibi- ne kadar kükrerlerse kükresinler artık iflah olmaz, amansız bir ‘tükenmişlik sendromu’ hastalığına kapılmış durumundalar.

Son yirmi yılın sağlı sollu, anlı şallı yandaş köşe yazıcılar, akıl daneleri strajesistler ne derlerse desinler artık onlar da AKP iktidarıyla birlikte çoktan aynı yoğun bakım odasına alınmış görünüyorlar.

Gezi Parkı direnişi nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın artık iflah olmayacakları kesin.

Çünkü ABD ile benzer hizmet sözleşmeleri imzalayarak Türkiye’ye iktidar olmuş olanlar hep bu gizli/açık sözleşmelerin karşılığını verebilmek için çok sıkışıp aşırı zorlandıkları için öyle ya da böyle tükenip yok olup gittiler bugüne kadar.

Unutulmasın ki AKP iktidarı bütün varlığını daha baştan aşırı bir hırsla bunun üzerine kurarak bu sözleşmeleri açık açık daha iktidara gelmeden imzalamış ve kendince BOP kapsamında durumdan bir ‘eşbaşkanlık’ vazifesi çıkarmış bir iktidar.

Öncekilerinden farkı burada... kaderi de başka türlü olacağa benziyor.

Bir de şu var elbette: BOP projesiyle birlikte ABD Ortadoğu’da çatır çatır yıkılıyor ve sırtını yıkılana dayayanlar da mutlaka yıkılır.

Çaresiz: Ne yaparsa yapsın Tayyip Erdoğan hükümeti de önünde sonunda yıkılacak.

Bir önceki yazımda Eski Yunan’ın Yedi Bilgesinden Thales’den yola çıkarak aktarmış olduğum birkaç soru cevcabı yinelemekte yarar var: “-Dünyada en az görülen şey nedir? Yaşlanmış zorba bir hükümdar... mutlaka yıkılır çünkü... - Peki, en yaygın şey nedir? Umut... hiçbir şeyi olmayan kimselerde bile yaşar çünkü... -En bilge şey nedir? Zaman... her gerçeği öğrenip önümüze getirir çünkü... -Ya en güçlü şey nedir? Zorunluluk... her şeye boyun eğdirir çünkü... en güçlülere bile...

Söylenecek söz var mı daha?

Fakat bana kalırsa burada üzerinde düşünülmesi gereken asıl konu Türkiye’nin önümüzdeki süreçte nereye gideceği ve ne olacağı?

Gelecek yazıya...

Ekrem KAHRAMAN - 13 Haziran 2013 - Aydınlık

Son Yazılar