aydinlari korkak olan ulkenin zalimleri curetkar olur225 

Özgürlüğün Özü, Değeri ve Anlamı…

Reyhanlı’da ne olup-bittiğini İngiliz bilecek.

Fransız bilecek.

Alman, İtalyan, Bulgar da bilecek.

Bir tek Türkiye halkı bilmeyecek, ben bilmeyeceğim.

Amerikan halkının da Reyhanlı’da olup bitenleri öğrenme hakkı var.

Hatta… Pensilvanyalı’nın bile var…

Ama…

Ankaralının yok, Konyalının yok.

İstanbullu, Aydınlı, Didimlinin yok.

Peki, niçin onların var, ama bizlerin yok?

Çünkü onlar hukuk devletinde yaşıyorlar.

Bizler ise, guguk devletinde…

Onlarda demokrasi var.

Biz de ise, “ileri”si…

Reyhanlı onların pek umurlarında değildir ama; bilme, görme ve düşünme hakları vardır.

Oysa ateş düştüğü yeri yakıp, kavurmaktadır.

Türkiye’nin güneydoğusu ateşler içindedir.

Kandil- Suriye- Ankara üçgeninde ülkenin “bölünmez bütünlüğü” bölünmektedir.

Sözü edilen “süreç”in ilk adımı özgürlüktü.

İkinci basamakta yerel yönetimlerin güçlendirilmesi talebi sahne aldı.

Oradan özerkliğe varıldı.

Bir basamak daha zıplandığında Barzani’nin özerk Kürdistan’ı ile, [onların deyimi ile] Kuzey Kürdistan’ın tokuşturulma noktasına varıldı.

Eğer Barzani, Güney Kürdistan Özerk Cumhuriyeti’nin “başkan”ı olarak Ankara’da devlet başkanlarına gösterilen temaşa ile karşılanıyor ise, “Kuzey” Kürdistan nere oluyor ki?..

Eğer TBMM’de siyaset yapan bir partinin Türkiye Cumhuriyeti nüfus kâğıdı taşıyan eş-başkanları, ayak bastıkları topraklara Barzani ile “eş-söylem,” Kuzey Kürdistan diyorlarsa… Misak-ı Milli hudutları bu garabetin neresinde kalıyor ki?..

Bu sorular sıradan sorular değildir.

Bu soruların her biri, bu ülkenin nerelerden nerelere getirildiğini açıkça ortaya koyan yakıcı noktalara parmağını bastırmaktadır.

Türkiye’nin geleceği bu sorulara verilecek yanıtların içinde gizlidir.

Hukuk, bir ülkenin egemen güçlerinin elindeki bir sopa mıdır?

Yoksa, egemen güç karşısında çağdaş insani değerleri tesis etme yönünde görev üstlenmiş olan adaletin kılıcı mıdır?

Özgürlük somut bir vakıadır.

Korku İmparatorluğu’nun tebaası, özgür olduğunu ileri süremez.

Özgür olmak için öncelikle yurttaş olmak gerekir.

Ancak insan hakları ile bezenmiş bir hukuk devleti varsa, yurttaş özgürlüğüne doğru somut adımlar atabilir.

Basın özgürlüğü yoksa, ifade özgürlüğü dumura uğramış ise ve demokrasi kavramı, kara kaplı kitabın içine saklandığı için halkın yönetime katılma hakkını uygulamaya sokamıyorsa, özgürlüğün ilk harfi olan “Ö” harfi alfabeden derhal çıkartılmalıdır.

Hayır, bay ve bayan savcılar, pek sayın yargıçlar;

- Bir TC yurttaşı olarak ben, asla kabul etmiyorum… Reyhanlı’da olup-bitenleri bilmek istiyorum!

Enine boyuna bilmek istiyorum. Gerçeğini, doğrusunu, en son ayrıntısına kadar her şeyi bilmek istiyorum.

Hayır, yetmedi…

Bu olup-bitenler üzerinde düşünülenleri de öğrenmek istiyorum.

Çünkü ben, ülkemin sorunlarını bilmek ve onlara çözüm getirmek için bu sorunlar üzerine düşünenlerin düşünceleriyle düşüncemi geliştirmek istiyorum.

Ve 2013 yılının dünyasında bu hakkımı savunuyorum.

Ülkemin özgürlüğü için.

Ve onun içinde soluk alan benim kişisel bireysel özgürlüğüm için…

Hepsi bu kadar.

Faruk HAKSAL - 19 Mayıs 2013
http://www.soruyusormak.com/
http://www.dnm-ler.com/

Son Yazılar