kible usa olunca namaz225 

La ABD illaallah!

Dün yaptığım Ezber Bozanlar programında bir meseleye değinmiştim.Bu meseleyi bir makale ile derinleştirme gerekliliği hissettim. Bu makaleyi dikkatle okuyunuz. Mümkünse okutunuz...

İslam olmanın şartı “La ilahe illallah Muhammeden Resulullah” demektir. Bunu dille söyleyip, gönülle tasdik ederek, fiiller/davranışlarla ilan etmektir.

Bu cümle 3 parçadan oluşur. Birinci parçası “la ilahe” kısmıdır. Bu,insanlığın kaderini tayin etme çabasına girişmiş tüm ilahları reddetmek manasına gelir.

Bu kısmı şu şekillerde de okuyabiliriz;

“la rotzchild, la abd, la israil, la rockafeller, la soros, la imkb, la kapitalizm,la emperyalizm, la siyonizm,la faşizm, la....vb.”

Bugün Dünya’da kimse tahta putlara tapmadığından, insanların diğer putları “la ilahe” lafzına dahil edilmelidir.

Bu bir yorum değildir. Müspet bir gerçekliktir. Çünkü zamanın “ilahları bunlardır.”

*** *** ***
Bizim temel sorunumuz nedir dersiniz? Hemen söyleyelim;

La ilahe demeden, illaallah deme çabasıdır. Eğer “la ilahe” demeden illaallah derseniz, böylesine ucube, yarısı kapitalist, yarısı işbirlikçi, gerisi bozuk bir dinsel zemin inşa etmiş olursunuz.

Evet, “kelime-i tevhid’in” ruhu, bu şekilde katledildi.

*** *** ***
Yetmedi. “Muhammeden Resulullah,lafızdan çıkartıldı.” Böylece “Devrimci Peygamber” unutturuldu. Menkıbelere boğulmuş bir keramet sultanına dönüştürüldü...

Öyle ya, kelime-i tevhid, afyona dönüştürüldü. Allah’ın emrettiği ölçünün dışına çıkartıldı...

Doğrusunu nasıl söyleyeceğiz?

La Amerika İllaAllah ve Muhammeden Resulullah!

Bugün bunu söyleyen müslüman olur. İmana girer. Dini ihya etmiş olur! Kelime’i tevhidin bugün okunması gereken biçimlerinden bir tanesi işte budur.

*** *** ***
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın planladığı Gazze ziyaretiyle ilgili bir soruya cevap veren ABD Dışişleri Bakanı Kerry şöyle konuştu: Her iki başbakanla da bunu konuştuk ve bu gezinin biraz ertelenmesinin iyi olacağını söyledik.

Tabi başbakan istediği zaman istediği yere gitmekte serbesttir. Ama koşulların oluşmasının beklenmesini isteriz.

La Amerika diyen bir Başbakan; bu densize dönüp, “nereye ne zaman gideceğimi sana mı soracağım” diye soruverir. Ülkelerin geleceğini, sınırlarını, ekonomisini, hükümetlerini, Başbakanların nereye nasıl ve ne zaman gideceğini tayin etme yetkisini kendisinde gören bir aklın, “ilahlaşma iddiası güddüğü” çok müspet bir gerçekliktir.

Bu kadar müspet ve alenen yapılmış bir densizlik karşısında, çıtı bile çıkmayanlar; “emir kullarıdırlar.” Onlar “la ilahe” lafzını söyleyememiş olanlardır. Ama insanları ; “illallah lafzıyla aldatma çabasındadırlar..”

*** *** ***
Birinin dindarlığı “illallah lafzını söylediğinde değil, la ilahe lafzını söyleyip yaşadığında ortaya çıkar. Gerisi laf’ı güzaftır.

Bu açılardan baktığımızda, “zamanın ruhuyla” kol kola girmiş bir insanın, tevhid şöyle dursun, şirki dahi çirkefleştirecek kadar elim bir psikolojik ahval üzere olduğunu söylememiz mümkündür...

Basiret sıkıntısı böyledir. Millet,“bu kadar açık bir” ihlali, müspet verilere rağmen göremeyip, birilerini, kıldığı 2 rekat namazdan ziyade mümin sanmaktadır...

Kişinin imanı, secdede değil, emperyalizm ve kapitalizm karşısında ki duruşunda ortaya çıkar. Has iman orda tecelli eder.Sadece secdeye bakarsanız,kolayca kandırılırsınız.İşte halkı kandırmak için, işi secdeye indirgeyip,dinin bu mücadele ruhunu yok ettiler. Ve kendi pisliklerini böylece örtüverdiler...

*** *** ***
Ezber Bozanlar programında bu hususa detaylıca değindim. Ayrıca bu hafta farklı bir konsept uyguladık. İzleyenler,bu haftanın konseptiyle ilgili görüşlerini bana “www.erenerdem.net” sitemdeki ileti şim bölümünden iletirlerse memnun olurum...

Anlatmaya, mücadele etmeye devam edeceğiz. Gelecek hafta “Ezber Bozanlar’da olun...”

Perşembe günü “bu köşede” görüşmek üzere. Esenlikler.

Eren ERDEM - 22 Nisan 2013 - Aydınlık

Son Yazılar