yurdum insani cumhuriyetine sahip cikiyor225

Türk Korkusu!

Sonunda Türkiye Cumhuriyeti toprakları üzerinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin yürütme erkinin mensuplarından birinden bunu da duymak varmış.

Bakın ne diyor Türkiye Cumhuriyeti’nin Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu:

- İstanbul Ümraniye Kamu Sağlığı Hastanesi derken ayrıca “TC” kullanılmasının bir mantığı yok.

Sağlık Bakanlığı’na bağlı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu’nun yeniden yapılanma gerekçesiyle bağlı kurumlara gönderdiği yazıda sağlık kurumlarında kullanılacak olan dış tabela örneklerinde “TC” ibaresine yer verilmemişti.

CHP Amasya Milletvekili Ramis Topal konuyu parlamentoya taşımış. Sağlık Bakanı yukarıdaki açıklamasını bu soru önergesine verdiği cevap sırasında yapmış.

Bakan Bey lütfetmiş de TC Sağlık Bakanlığı ibaresindeki TC’ye, o da şimdilik, dokunmamış, alt birimlerde “TC”nin kullanılmamasını yeterli bulmuş.

Bakanın açıklamasındaki mantığa bakılırsa, yakında “TC Sağlık Bakanlığı”ndaki TC’nin kullanılmasında da bir mantık olmadığını söylemek mümkündür.

Öyle ya, “TC Sağlık Bakanlığı”na ne gerek var?

Bu topraklar üzerindeki sağlık bakanlığı Hotanto Sağlık Bakanlığı olacak değil ya! O zaman TC diye ille belirtmeye ne gerek var?

Sadece Sağlık Bakanlığı de olsun bitsin!..

*** *** ***
Sadece Sağlık Bakanlığı dediğinizde kimileri sorabilir:

- Sağlık Bakanı da ne sağlık bakanlığı?

Yanıt hazırdır:

- İsmi lazım değil sağlık bakanlığı.

Bununla ne demek istendiği kolayca anlaşılır. Çünkü bu diyarda telaffuz etmekten kaçınılan, ismi lazım değille geçiştirilen sözcükler şunlardır:

- Türk, Türkiye, Cumhuriyet, Türkiye Cumhuriyeti.

Korkunç bir ‘Türkofobia’nın dağı taşı sardığı dönemde Türkiye ve Cumhuriyet isimlerinin kaldırılmasına Sağlık Bakanlığı’ndan başlanmıştır.

Bir zamanlar, Kürt denmez, Kürtler resmen “dağ Türk’ü” olarak anılırlardı.

Dağı taşı sarmış olan “Kürdofobia” sorunların ortaya çıkmasını engelleyemedi.

Şimdi onun yerine egemen olmaya başlayan “Türkofobia” da Türklere kendi kimliklerini unutturamaz.

Türk olmanın ayıp olduğu dönemleri de gördük, yavaş yavaş yasak olduğu dönemlere doğru evrilmekteyiz.

“Türkiye Cumhuriyeti” ibaresi de tabelalardan çıkarılmaya başlandığına göre pek yakında “Türk ve Türkiyeli tartışması da geride kalacak” demektir.

Roller değişmekte olduğuna göre, ileride kalıcı bir barışa ulaşmamız için bu sefer Türklerin dağa çıkmaları aşamasını mı yaşayacağız acaba?

*** *** ***
“Barışın sağlanması için!” vatandaşlık tanımından Türk sözcüğünün çıkarılması yetmedi, şimdi birileri birilerine Türk sözcüğünün ayıplanıp yasaklanacağını vaat etmişler gibi görünüyor.

Kusura bakmayın ama, bütün bu gelişmeler karşısında biri çıkıp da şunları söylese herhalde kimsenin kızmaya hakkı olamaz:

- Bunlar ne vaat ettiler diye sormaya gerek yok. Türk’ü ve Türkiye Cumhuriyeti’ni ayıp ve yasak ilan etmek de herhalde vaatler arasında.

Türklüğün ayıplanma aşamasını yaşadık, şimdi yasaklanmaya doğru evriliyoruz.

Şu anda dünün yasakları, yok sayılanları bugünün adı güzelleri oldular.

Dünün ne mutluları ise artık bugünün ayıplıları ve ismi lazım değillerine dönüştüler. Bu arada Türkiye Cumhuriyeti de “Malumya”ya evrildi.

Ve bu yöntemle, barışçı bir çözüm aranıyor.

Şahlanmış bir Türk ve Türkiye Cumhuriyeti korkusu ve düşmanlığıyla soruna demokratik çözüm bulacaklarını sananlar ve de inananlar, gerçekten akıl tutulmasına duçar olmuş olanlardır.

Ali SİRMEN - 11 Nisan 2013 - Cumhuriyet

Son Yazılar