turk_ordusunu_kafesledik_henri_barkey225

TSK Değil De Kim Yargılanıyor?

20 Mart 2013 tarihinde basında şöyle bir haber dikkatimi çekti;

MSB İsmet YILMAZ, MHP Grup Başkanvekili Oktay VURAL’ın, ” Eski genelkurmay başkanına müebbet hapis verilirken, Öcalan’a beslediğiniz muhabbetin kaynağı nedir?” sorusuna şu yanıtı verdi;

- Yargılananlar TSK değildir. TSK’ne ait olup da bir şekilde bir başka yerle bağlantı var mı yok mu şekilde itilaflı olanlardır.

- Sizlerden istirhamım, siyaseti TSK üzerinden yapmayalım. TSK ortak değerimizdir. Koruyormuş gibi yapıp da saldırmayalım.

Neresinden baksam, nereden baksam bir şeye benzetemediğim bu yanıta bir açıklama gelir mi diye bir hafta bekledim.

Bir Allah’ın kulu da çıkıp tek kelime etmedi.

TSK’da basın açıklaması yetkisinin Gnkur.Bşk.lığında olduğunu elbette biliyorum.

Açıklamayı ben de oradan bekledim.

Bekledim derken, umduğumu değil, olması gerekeni söylemek istiyorum.

Eğer basın yanlış aktarmadıysa, önce Sayın Bakan’ın anlayış noksanı var.

Soruyu anlayamamış. Soru Gnkur Bşk. ile ilgili, TSK’nın tamamı ile değil.

İkincisi Türkçesi bozuk.

“Yargılananlar TSK değil” ne demek?

” TSK yargılanmıyor, bazı mensupları yargılanıyor” diye mi anlayacağız?

Yoksa, ” Yargılananlar TSK mensubu değil” diye mi?

Bakanlık makamında oturan bir şahsın iki cümleyi açık ve anlaşılır şekilde söyleyememesi biraz garip değil mi?

Yadırganmaz mı?

Hangisini kastederse etsin bakanın yaklaşımı doğru mudur?

Başta genelkurmay başkanlığı ve kuvvet komutanlıkları yapanlar olmak üzere orgeneralden başlayarak teğmene kadar her rütbeden subayların ve astsubayların yargılandığı bir ortamda bunları TSK saymamak ne demektir?

Kimin haddinedir?

Bunların bir kısmı hala TSK’nın üniformasını taşıyan general-subay ve astsubaylardır.

TSK’dan değilse neredendir bu insanlar?

Suçları maddi gerçekle kanıtlanmamış ve yargılanmaları devam eden bu insanları peşin suçlu göstermek ve yargıyı etkilemek değil de nedir yapılan?

Hem de yürütme organı içinde TSK ile en yakın çalışan bir bakandır bunu yapan.

TSK mensuplarının haklarını hükümet içinde, TBMM’nde ve kamuoyu önünde savunması gereken bir bakan.

Sözde savunuyor gibi yapıp saldıran, saldırı eylemini de başkalarının üzerine atan bir bakan.

Aynen ” Koruyormuş gibi yapıp saldırmayalım” ifadesindeki eylemi yerine getiren.

Başbakanı’nın saptırma ve yansıtma taktiğini iyi kavramış ve uygulayan bir bakan.

MSB Yılmaz, mensubu olduğu hükumetin ve partinin siyasetini ve anlayışını taşımakta ve uygulamaktadır.

Ondan farklı bir şey beklememiz fazladır.

Görevini yapmıştır.

Ya bu insanların silah arkadaşları?

Hadi emeklileri boş verdiniz.

Artık onlardan alacağınız bir şey kalmadı.

Ya emrinizde çalışanlar. İki orgeneral. Korgeneral ve koramiraller. Albaylar, yarbaylar, gencecik üsteğmenler, teğmenler, astsubaylar.

Onları bu haksızlığa karşı kim savunacak?

Bu sözlerin sahibine yasal ortamlarda ve yasal yollarla kim ulaşıp düzeltme isteyecek?

Böyle bir beklentiyi yok saymak olası mıdır?

Yok sayarak kaçışla sorun çözülmüş olur mu?

Bakan Bey’e ben bireysel yanıtımı vereyim;

Sayın Bakan, bugün TSK yargılanmaktadır. Bireyler önemli değildir.

Öncelikle, Türkiye’nin rejimini ve sınırlarını değiştirmede en büyük engeli ortadan kaldırmak için, bu vesile ile de 90 yıllık tarihin intikamını almak için TSK yargılanmaktadır.

Gerisi fasaryadır.

Naci BEŞTEPE - 26 Mart 2013 - İlk Kurşun

Son Yazılar