ozkok_ergenekon_semasiyla_genelkurmay_baskani_oldu225

Kıvrıkoğlu Özkök’ü engelleyebilirdi!

Yıl 2002. Başbakan Bülent Ecevit Körfez Savaşı’nın yaklaşması nedeniyle Orgeneral (Org) Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun görev süresinin bir yıl uzatılmasını istiyor.

Bu durumda Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Hilmi Özkök kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayrılacak. Tam bu noktada MİT ile polis içindeki F tipi ekip devreye giriyor. Ergenekon Şeması ile Org. Özkök’ün tıkanan Genelkurmay Başkanlığı yolu açıyor.

Kuşkusuz o dönemi en iyi bilen isimlerden biri de 1. Ordu Komutanı Org. Çetin Doğan.

ŞEMALAR ÖZKÖK’ÜN ÖNÜNÜ AÇTI!

Doğan o dönemi şöyle anlattı:

“Benim de bildiğim ve basından öğrendiğim kadarı ile Fetullahçıların yaşanan dönemin gereğine uygun olarak birkaç Ergenekon Şeması üretmişler. Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı Sabri Uzun’un belirttiğine göre 2001 yılında üretilen ilk şemaya, 1. Ordu Komutanı olmam nedeniyle olsa gerek, beni örgütün başı olarak şemaya yerleştirmeyi uygun görmüşler. Daha sonra, Kıvrıkoğlu’nun görev süresinin uzatılması söz konusu olduğunda bu uzatmanın kendilerine yakın hissettikleri Hilmi Paşa’nın emekli olmasına neden olacağı için, Kıvrıkoğlu’nun başında olduğu yeni bir şemanın piyasaya sürüldüğü anlaşılıyor.”

ÖZKÖK’ÜN ÖNÜNÜ KIVRIKOĞLU AÇTI!

Ergenekon şemalarıyla Org. Özkök’ün önünün açıldığını belirten Doğan, “Özkök Genelkurmay Başkanlığı'nı Tuncay Güney'e borçlu” saptamasını abartılı bulduğunu kaydetti.

Dönemin 1. Ordu Komutanı Doğan, Özkök’ün orgeneralliğe terfisini ve Genelkurmay Başkanlığı’nı Hüseyin Kıvrıkoğlu’na borçlu olduğunu kaydetti:
“Hilmi Paşa üsteğmenliğinden itibaren Org. Kıvrıkoğlu ile ayni kıtada birlikte görev yapmış, daha sora da ayni karargah çatısı altında veya yakınlarında bulunmuş, onun ‘takdir ve teveccühüne mazhar’ olmuştur. Hilmi Paşa orgeneralliğe terfi edişini, Genelkurmay Başkanı olmasını birilerine borçlu ise, borçlu olduğu kişi doğrudan Sayın Kıvrıkoğlu’dur. Bunun nedenlerini şu şekilde sırlayabiliriz:

“Hilmi Paşa’yı Ağustos 2000’de Kara Kuvvetleri Komutanlığına getiren Sayın Kıvrıkoğlu’dur. Yasaya göre Kara Kuvvetleri Komutanı üçlü Hükümet Kararnamesi ile atanmakla beraber yine yasa gereği önce Genelkurmay Başkanı’nın Kara Kuvvetleri Komutanlığına atacak kimseyi inha (önermesi) etmesi gerekmektedir. Nitekim 2002 senesinde Kara Kuvvetleri Komutanlığı’ndan ayrılacak olan Hilmi Paşa’nın yerine kıdem itibariyle 2. Ordu Komutanı Sayın Edip Başer’in Kara Kuvvetleri Komutanı olarak atanma işleminin yapılması beklenirken, Kıvrıkoğlu Aytaç Yalman’ı inha ederek, Kuvvet Komutanı olmasını sağlamıştır. Kıvrıkoğlu, Ağustos 2000 tarihinde Hilmi Paşa’yı Kuvvet komutanı olarak önerdiğinde, Ağustos 2002’de boşalacak Genelkurmay Başkanlığı’na kendinden sonra onun geleceğini biliyordu. Başka bir deyişle, 2000 yılında onu Kuvvet Komutanı olarak önermesiyle, hükümet tarafından onun Ağustos 2002’de Genelkurmay Başkanı olarak atanmasına hiçbir engel bırakmamış oluyordu.


ECEVİT BAHÇELİ VE YILMAZ’I İKNA ETMİŞTİ!


Buna karşılık Kıvrıkoğlu’nun 2002 yılında engel olmak istediği de bir gerçektir. Engellemeyi gerçekleştirmek için görev süresini uzatılmasını tercih ettiği ve rahmetli Ecevit ile de bu konuda fikir birliği içinde oldukları da gerçektir. Kıvrıkoğlu’nun hem yaş haddi ve hem de görev süresi dolduğu için yasal olarak görev süresinin uzatılması yasal olarak olanaksızdı. Görev süresinin uzatılması ancak Hükümet tarafından kanun gücünde kararname çıkarılması suretiyle mümkündü. Önce Sayın Mesut Yılmaz ve Sayın Devlet Bahçeli’nin uzatmaya karşı çıktıkları, fakat Ecevit tarafından ikna edildikleri biliniyor. Ancak çıkarılacak kanun gücünde kararname için meclisin yetki vermesi gerekiyordu. Daha önce Sayın Doğan Güreş için alınan yetkinin süresi dolmuştu. O dönemde seçim kararı almış bir parlamentodan, karmaşık politik oyunların sergilendiği ve DSP’nin parçalandığı bir ortamda, istenen kararın çıkma olasılığı çok zayıftı. Dönemin Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer’in hukuki olarak sakat olacak bir kararnameyi imzalaması da beklenemezdi. Gerçekte, Kıvrıkoğlu’nun Hilmi Paşa’nın engellenmesini kendi görev süresinin uzatılma seçeneğine bağlamsı, kaçınılmaz olarak, dışarıdan biraz da şahsi menfaat olarak değerlendirilmesine neden olmuştur. Herkes iki yıl öncesine kadar, baş tacı edilen birinin, iki yılda ne değişti de birdenbire tarikatçı oluverdi diye düşünmekten kendini alamadığını sanırım.

KIVRIKOĞLU YANILDI!

Konunun en basit çözüm şekli, Kıvrıkoğlu’nun Hilmi Paşa konusunda yanıldığını, sebep ve delillerini de ortaya koyarak ilgili ve yetkilileri ikna etmesinin ardından onun Yüksek Askeri Şura’ya atanmasını sağlamaktı. Ya da Kıvrıkoğlu’nun görev süresinin sonuna kadar görevine devam etmesi suretiyle, 30 Ağustos’ta Hilmi Paşa’nın da görev süresi dolacağından birlikte emekli olmaları suretiyle istenen sonuç alınabilinirdi. Tercih edilen usul ve yöntemin başından itibaren başarı şansı yoktu.”

Ufuk AKKAYA - 11 Ocak 2013 - Ulusal Kanal
http://www.ulusalkanal.com.tr/

Son Yazılar