silivri_onu_mahseri_kalabalik1_225

13 Aralık 2012, Silivri : Devrimin provasından izlenimler!

Geride bırakmak üzere olduğumuz 2012 yılı hakkında 2052’de yayımlanacak Devrim Tarihi ders kitapları muhtemelen şunları yazacaktır.

“1950’lerden sonra azgınlaşan emperyalizm işbirlikçiliği ve gericilik 2002 darbesiyle iktidarı gasp etmişti. Devrimciler artan baskı ve faşizm koşullarında mücadeleyi yükselttiler. 2012’de üst üste gerçekleşen Milli Anayasa Forumları, 19 Mayıs Beyoğlu Büyük Gençlik Yürüyüşü, Memur grevi, 16 Eylül Hatay “Terör Kampları Kapatılsın” mitingi, 29 Ekim Cumhuriyet buluşması, 10 Kasım saat 9’u 5 geçe yapılan Anıtkabir buluşması ve son olarak 13 Aralık’ta gerçekleşen Silivri Cezaevi önündeki eylem Devrimimizin ön hazırlıklarıydı.”

Evet, 2012, AKP’den kurtulma ve milli bir iktidar kurma sürecinin, yani devrim sürecinin, hızla yükseldiği yıl oldu.

13 Aralık Silivri eylemi ise 2012 boyunca devam eden büyük ve kitlesel halk hareketlerinin en anlamlı, en politik ve en devrimci olanıydı.

HALK HAREKETİNİN ZİRVESİ!

13 Aralık, yukarıda saydığımız, birbiriyle bağlantılı büyük eylemlilik sürecinin tepe noktasını oluşturdu.

Neden?

- Dünyanın hiçbir yerinde bir cezaevi önünde bu kadar insan hem de siyasi taleplerle toplanmaz. Bu, Türkiye’ye daha doğrusu “Ergenekon” yargılamasına özgü bir durumdur.

- Türkiye’de hiçbir siyasi kuvvet, AKP ve PKK da dâhil olmak üzere, bir mesai günü, 0’a yakın bir sıcaklıkta, Silivri cezaevi gibi bir dağ başına yüz binleri toplayamaz ve 12 saat boyunca büyük bir disiplinle eylem yapamaz. Bu yetenek ve kuvvet Atatürkçü cephenin ellerindedir.

- 2012 süreci aynı zamanda halk hareketine karşı iktidar şiddetinin gücünün kırıldığı ve etkisinin kaybolduğu bir süreç oldu. 13 Aralık Silivri eyleminde Jandarma’nın düştüğü konum içler acısıydı. Biber gazı, tazyikli su ve jop kullanılsa da insanlar aldırış etmedi ve yiğitçe üzerlerine yürüdü. Kameralara takılan jandarmanın devrilme ve darmadağın olma görüntüsü AKP iktidarının geleceği hakkında bir işaret olarak algılanmalıdır.

- 7’den 70’e eylem katılımcılarının ellerinde limonlarla gelmesi manidardır. İnsanlar dağın tepesine limonla geliyor, her şeyi göze almış ve korkmuyor!

- Savcılar daha önce ilan edilenin aksine mütalaalarını okuyamamışlardır. Bunu tek sebebi dışarıdaki kalabalıktan duydukları korkudur.

- Dışarıdaki büyük gürültü, içerideki yurtsever sanıklar açısından moral ve güven kaynağı olmuştur. Duruşmayı izleyen avukat ve gazetecilerin aktardığına göre gürültüler mahkeme heyetini ürkütmüş ve afallatmıştır.

- Şu açığa çıkmıştır ki bu mahkeme mahkûmiyet kararı açıklayamayacaktır. Çünkü o zaman ortada ne mahkeme, ne cezaevi kalmayacaktır. Kalabalık sık “yıkalım, yıkalım” sloganları attı. Yıkılmamasının tek sebebi 13 Aralık’ın henüz erken olmasıdır. Ancak er ya da geç Silivri duvarı yıkılacak ve tutuklu yurtseverler oradan çıkartılacaktır. Nokta.

- Sanık avukatları, duruşmaların başladığı 2008’den bu yana ilk kez bu kadar büyük bir dayanışma içinde hareket ettiler. Robocop jandarmalara direndiler, salondan çıkartılmak istenen meslektaşlarının önüne siper oldular. Mahkeme heyetine asla boyun eğmediler.

2013, DEVRİME GEBE!

Ergenekon süreci çökmüştür. “Taraf” gazetesi de zaten bu yüzden çökmüştür. Ne kadar anlamlı değil mi? Kitleler yüz binler olarak ayaklanıyor, hukuksuzluklara meydan okuyor, sürecin baş tetikçisi olan “gazete” tüm kadrosuyla işi bırakıyor. Kuşkunuz olmasın Taraf’ı yıkan da vatansever halk hareketidir.

14 Aralık tarihli yandaş basındaki korkunç telaş anlamlıdır. Bizleri yine “marjinal” ilan ettiler. Korkudan akılları çıkmıştır. Çaresizlikten kudurmaktadırlar, tepinmektedirler.

Onlar kaybediyor değerli dostlar. Polisiyle jandarmasıyla, Tarafıyla Zamanıyla, Tayyip’iyle, Abdullah’ıyla, Ahmet Altan’ıyla, Ekrem Dumanlı’sıyla, ABD’siyle Fethullah’ıyla onlar kaybediyor.

2013, devrime gebe.

Utku REYHAN - 14 Aralık 2012 - Ulusal Kanal
http://www.ulusalkanal.com.tr/

Son Yazılar