umit_kocasakal7_225

İstanbul Barosu Asla Boyun Eğmeyecek!

Doç. Dr. Ümit Kocasakal baro seçimleri öncesi Aydınlık’a konuştu.

Dünyanın en büyük barosu olan İstanbul Barosu’nda Pazar günü yapılacak seçim öncesi, 2 yıldır başkanlık görevini yürüten Doç. Dr. Ümit Kocasakal’la görüştük.

Kocasakal Cumhuriyet’in tehdit altında olduğu bir dönemde seçimlere gittiklerini belirtiyor ve “İstanbul Barosu hukuksuzluklar karşısında dimdik ayakta durmalıdır. Asla boyun eğmeyecektir” diyor.

Bağımsız yargı için ‘Cumhuriyet’le kavgası olmayan’ bir iktidara ihtiyaç olduğunu vurgulayan Kocasakal şu ifadelere yer veriyor: “Türkiye pusulasını şaşırmış bir gemi gibi dalgalara kapılmış gidiyor. Ama 90 yıl önce olduğu gibi yine kaptanını bulacaktır.”

Irmak METE >>> Sizce bu seçimin önemi nedir?

Ümit KOCASAKAL >>> Cumhuriyet’in büyük tehdit altında olduğu, modern Sevr planlarının yapıldığı, ‘uyumlu yargı’dan sonra ‘uyumlu Barolar Birliği’ dizaynının hedeflendiği bir dönemde bu seçime gidiyoruz. Siyasi iktidarın özellikle İstanbul Barosu’na iyi gözle baktığını zannetmiyorum.

Seçime 4 aday giriyor. Eski baro başkanı da aday. Üzülerek söylüyorum ki; tamamen kişisel bir takım düşüncelerle, intikam duygularıyla aday oldu. Bir diğeri siyasi iktidara yakınlığı zaten kendisinin de gizlemediği Hukukun Üstünlüğü Platformu’nun adayı. Katılımcı Avukatlar Grubu, Çağdaş Avukatlar Grubu ve geçen seçimlerde kendilerini Kürt avukatlar olarak nitelendiren Özgürlükçü Avukatlar Platformu’nun desteklediği Filiz Kerestecioğlu da aday gösterildi.

Duruşumuzun bedelini ödemeye başladık!

Irmak METE >>> Seçime çok az kaldı ancak sizi medyada pek göremedik. Seçim çalışması yapacak mısınız?

Ümit KOCASAKAL >>> Bizim grup olarak kimliğimiz son derece açık ve net. Geçen sene seçime girerken ‘ülkemize, ilkemize, cüppemiz sahip çıkacağız’ dedik. Bize’yüksek siyaset yaptınız’ eleştirisi geliyor. Eğer siyaset yaparsakta yükseğini yaparız.Bundan anlaşılan meslek onurumuzu savunmaksa, Atatürk ilke ve devrimlerini korumaksa bu bizim zaten vatan borcumuzdur. Bu yüksek ve şerefli siyaseti yapmayadevam edeeğiz. Oy uğruna kimseye mavi boncuk dağıtmayız. Bu şekilde seçildik. Yine aynı düşüncelerimizle adayız. Biz diyoruz ki; bizim genlerimizde baş eğmek, biat etmek yok. Molierac’ın bir sözü var: ‘Avukatlar köle kullanmadı ama efendileri de olmadı’.

İstanbul Barosu hukuksuzluklara karşı dimdik ayakta durdu, onur mücadelesi verdi. Meslektaşları cüppe bırakmak zorunda kalınca, İstanbul Barosu kanundan aldığı görev ve yetkiyle orada gerekli taleplerde bulundu. Bundan dolayı hakkımızda suç duyurusunda bulunuldu. ‘Hukuksuzluğa teslim olmayacağız’ dedik. Bedelini ödemeye hazırdık.Bu bedeli ödemeye de başladık..

Irmak METE >>> Başkanlığınız süresince avukatlar için ne gibi çalışmalar yaptınız?

Ümit KOCASAKAL >>> Biz hem mücedele verebileceğini hem de mesleki sorunlara sahip çıkılabileceğini gösterdik. Çünkü biri diğerinin alternatifi değil. 2Yıl içinde İstanbul Barosu 134 yıllık tarihinde ilk defa 2 sosyal tesis birden sahibi oldu. Biri Kanlıca’da, üstelik halka da açık. Biri de Balmumcu’da boğaz manzaralı Garden 74 olarak bilinen mekan. Sağlıkta dönüşüm ve devrim gerçekleştirdik. Meslektaşlarımızı güçlü bir protokolle yüzde 80′lik bir sağlık güvencesine kavuşturduk. ÇAğlayan’da ayakta tedavi başlattık. Adliyeler arasında ücretsiz servis uygulaması başlattık. Haftada 12 bin kişi taşıyoruz. Ücretsiz kanunlar bastırıp dağıttık. Ücretsiz bilgi bankasını hizmete açtık. Baro Tv’yi kurduk geliştirdik. Demokrasiyse demokrasi, bütün grupları aldıkları oy orannda baro meclisinde temsil ettirdik. Baro odalarının hepsini bize yakışır şekilde yeniden düzenledik. İşkence ve kötü muamele iddialarına karşı Çağdaş Hukukçular Derneği’nin önerisiyle TTB ile birlikte bir hat açtık.

Herkes safını açıkça belirlemeli!

Irmak METE >>> İstanbul Barosu toplumu ilgilendiren pek çok konuda duyarlı davrandı. Özel Yetkili Mahkemeler’e karşı da hep sert bir tavrınız oldu. Az önce ‘bedelini ödemeye başladık’ ifadesini kullandınız. Sizce duruşunuz seçim sonucunu etkileyecek mi?

Ümit KOCASAKAL >>> Biz yine seçilelim, oy alalım düşüncesiyle yapmadık hiçbirşeyi. Biz bir ideale inanarak yaptık. Kendimize güveniyoruz. Kararlığımızın, meslek onurunu koruma yolundaki azmimizin gerekli desteği alacağını düşünüyorum. Bunu takdir edecek olan avukat kamuoyudur. Sonucu bilemem tabi ki ama çok umutluyum.

Bizde oportünizm yok, düz br çizgi var. Kimliğimizi biliyoruz ve bunu asla redetmiyoruz. Herkes safını açıkça belirlemeli. Artık Türkiye öyle bir noktaya geldi ki herkes milli bir çizgide mi yoksa gayrı milli mi ortaya koymalı.

Irmak METE >>> Baroların ciddi bir görevi var. Bir baro başkanının bakış açısı nasıl olmalıdır?

Ümit KOCASAKAL >>> Biz bu dönem baroda başkancı sistemi bitirdik. Baroyu başkan temsil eder, yönetim kurulu yönetir. Bana talepler geldiğinde hep ‘Yanlış kişiyle konuşuyorsunuz.Benim bir oyunm var. Kararı kurul verir’ dedim. Benim muhalefetime rağmen çok karar çıkmıştır yönetimden.

Hukukun Üstnlüğü Platformu’nun ‘barolar siyasetle ilgilenmesin’ fikri yanlıştır. Önemli bir hukuk kurumunun ülkeye dair Bir şey söyelememesi düşünülebilir mi? Yeni Anayasa tuzaklarıyla ilgili konuşamayacak mıyım?

Irmak METE >>> Hakkınızda Ergenekon ve Balyoz davalarına destek verdiğiniz, KCK davasına ise avukat bile göndermek istemediğiniz şeklinde suçlamalar var. Ancak KCK avukatlar davasının ilk duruşmasında siz de Çağlayan’daydınız.

Ümit KOCASAKAL >>> Öncelikle herkes samimi ve dürüst olmalı. KCK davasındaki hukuksuzluklara tepki gösterenler misliyle hukuksuzluk yapılan Ergenekon, Balyoz ya da OdaTV gibi davalarda neden seslerini çıkartmadılar? Savunma hakları kısıtlanan, önlerine mikrafon uzatılıp dinlenen, söz alma talepleri reddedilerek salonun dışına çıkartılan, onlarca celseden men edilenler meslektaşları değil mi? Hukuksuzluk orada hukuksuzlukta, yargılananlar asker olunca ya da davanın adı Ergenekon olunca mı mübah oluyor? Önce onlar bu çelişkiyi izah etmek zorunda.

KCK’yı ideolojik olarak sahiplenmemizi beklemeyin!

Biz hukuksuzluğun her türlüsüne karşıyız demek için Diyarbakır’daki KCK davasını izlemeye gittik. Gittik ama kimse bizden mesleki sahiplenme dışında işin ideolojik yüzüne sahip çıkmamızı beklemesin.

Meslektaş söz konusu olduğunda hiçbir ayrım göstermeksizin sahip çıkarız. Ama orada özel yetkili mahkeme önünde başka bir fotoğraf oluşturulmaya çalışıldı. Ama ben orada yer alan bir takım kişilerin bulunduğu fotoğrafta yer almam. Ben kendi fotoğrafımı çekerim 5 Nisan Avukatlar Haftası’nda tutuklu mesleştaşlarımıza destek olmak adına cezaevinde hepsini tek tek ziyaret ettik. Bu tavrımızın nedenini açıkladık. Serzenişte bulundular. Saygıyla karşıladık. Adil bir yargılamanın gerçekleşmesi bakımından her türlü desteği verebileceğimizi söyledik.

Irmak METE >>> İstanbul Barosu Balyoz davasına bakan avukatların usulsüzlüklere karşı gösterdiği tavıra destek verdi. Cemaate yakın medya size ‘darbe savunucusu’ şeklinde suçlamalarda bulunuyor. Sizce bunun nedeni ne?

Ümit KOCASAKAL >>> Burada psikolijik bir hareket söz konusu. Algı mühendisliği yapılıyor. Üzerimize atılan haksız ve kasıtlı bir yaftayla sesimizi kısmaya çalışıyorlar. Hukuku savunan herkesi darbeci olarak niteleyerek itibarsızlaştırmaya çalışıyorlar.

Darbelerden en büyük zararı gören kurumların başında İstanbul Barosu geliyor 12 Eylül darbesinde baro basılmış ve mühürlenmişti. Başkanı tutuklanmıştır. Aynı 12 Eylül’de bugün darbe karşıtı görünenler darbecilerin önünde iki büklüm eğilmişlerdir. Bellerinden anlayabilirsiniz, hepsinde bel fıtığı vardır.

Referandum sivil darbedir!

Biz darbelerin askeri olanına da sivil olanına da karşı çıkıyoruz. Son yapılan referandum ve ona bağlı olarak yargının şekillendirilmesi açık ve kesin bir sivil darbedir. Niye sivil darbeye çıkmıyorlar? Herkesi kandıramazsınız. Takke düşmeye ve kel görünmeye başladı.

Irmak METE >>> Son zamanlarda hukukun önemi herkes tarafından farkedildi. Bu davalar sürecinden geçiyoruz ve merkezi İstanbul. İstanbul Barosu’nun nasıl bir duruş sergilemesi gerekiyor?

Ümit KOCASAKAL >>> İstanbul Barosu’nun tarihsel misyonu bellidir. İstanbul Barosu hukuksuzluklar karşısında dimdik ayakta durmalıdır. Şimdiye kadar bunu yaptı ve yapmaya devam edecektir Asla boyun eğmeyecektir, asla biat etmeyecektir, asla hukusuzluğa teslim olmayacaktır, yalnız kalsa dahi bu yolda yürümeye devam edecektir. İstanbul Barosu ve diğer tüm barolar her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulan bir kurum haline geldi.

Irmak METE >>> Filiz Kerestecioğlu 3 grup tarafından destekleniyor. Şu an karşınızdaki en güçlü aday olarak gözüküyor…

Ümit KOCASAKAL >>> Bu üç grup konjonktür karşısında bir tercihte bulundular. Demek ki çok fazla ayılıkları olmadığını düşündüler, ya da ayrılıklarını şimdilik bir kenara bırakaak bir güç birliği oluşturmak istediler. Buna saygı duymak lazım. Ancak şunu biliyorum; olaylara balış açımız bakımından gerçekten aramızda çok ciddi farklar var.

Bugün yargı toplumun en büyük tehdidi!

Irmak METE >>> Adı değiştirilmiş özel yetkili mahkemeler, hükme varan tutukluklar, dijital belgelerin delil sayıldığı bir dönemde bizim neden ve nasıl bir hukuka ihtiyacımız var?

Ümit KOCASAKAL >>> Bir ülkenin omuriliği bağımsız yargıdır. Birey ya da devlet tarafından hakkınız ihlal edildiğinde ‘yargı var gider hakkımı alırım’ diye düşünürsünüz. Birgün bunu düşünemeyecek hale gelirseniz omurilik felci yaşarsınız. Yargı bugün Türkiye’de bitmiş durumda. Hak ve özgürlüklerin güvencesi olması gereken yargı kendisi bizzat bu hak ve özgürlüklerin en büyük tehdidi haline gelmiştir.

Bağımsız yargı için yeni bir iktidara ihtiyaç var!

Herkesin güvencesi olan hukuk teknik hukuktur. Teknik hukukun içine güç odakları girmez. Türkiye’nin tamamen bağımsız, dolayısıyla tarafsız bir yargıya ve hakimlere ihtiyacı var: Türkiye’nin adı üzerinde gerçekten Cumhuriyet savcılarına ihtiyacı var. Böyle bir bağımsız bir yargının oluşumu için de ancak denetimi içine sindirebilecek, Cumhuriyet’le ve onun değerleriyle kavgalı olmayan bir iktidara ihtiyaç var.

Türkiye 90 yıl önce olduğu gibi kaptanını bulacak!

Irmak METE >>> Eklemek istediğiniz başka Bir şey var mı?

Ümit KOCASAKAL >>> Umutsuzluk içinde değiliz. Gzel günler göreceğiz. Şu anda Türkiye pusulasını şaşırmış bir gemi gibi dalgalara kapılmış gidiyor. Ülke yön duygusunu yitirdi. Değerleri ve kimyasıyla oynandı. Ama Türkiye 90 yıl önce olduğu gibi yine kaptanını bulacaktır. Asla bir Atatürk olamaz.Ama onun görüşlerini, ideolojisini, Türkiye ile ilgili rüyasını özümsemiş bir evladı çıkar ve Türkiye’yi karanlıktan kurtarır. Buna hiçkimsenin kuşkusu olmasın. Atatürk’ün dediği gibi milleti yine milletin azim ve kararlılığı kurtaracak.

Ümit KOCASAKAL - 11 Ekim 2012 - Aydınlık
Söyleşiyi Yapan : Irmak METE

Son Yazılar