muyesser_yildiz18_225

Mangal Yürekli Küçük Kadın!

Onu okumuştum.
Yazılarını da.
SİLİVRİ’ye birçokları gibi haksızca atılışını da.

Orada, hücrede tek başına 15 ay yatışını, “BİR KEDİM BİLE YOK” diyerek bir cana, bir nefese özlemini dile getirişini takip etmiştim.

Haksızlığa protesto olarak cezaevi yemeğinden bir lokma yemeyişini,
İki metre boyunda 100 kiloymuşçasına dik ve uzun duruşunu da.
21 Eylül günü gene oradaydı.
BALYOZ sanıklarına ve yakınlarına destek olmaya gelmişti.
Yaklaşınca baktım ufacık tefecik, küçücük bir kadın.
İlk aklıma gelen “BU KÜÇÜCÜK KADIN BU MANGAL YÜREĞİ NERESİNDE TAŞIYOR?” sorusu oldu.

VATAN YAHUT SİLİVRİ‘si yanımda idi. Yolda okurum diye almıştım.
Hem bu cesur yüreğe sarıldım, hem de kitabını imzalattım.

SİLİVRİ’de çok kitap üretildi.
Yazar olmayanları da yazar yaptı SİLİVRİ.
Bir başka anlatmış Müyesser YILDIZ oraları,
Ziya Gökalp’in Malta sürgünü mektuplarından yararlanarak ve MALTA ile kıyaslayarak.
Birkaç örnek size… (Renkli kısımlar kitapta alıntıdır)

– İlk parti büyük tutuklamalar, iktidarın diğer gözdesi Sabah’tan Refik Halid’in de gündemindedir. Ona göre olanlar, ” intikam değil adalet” tir. Telaşa ve korkuya gerek olmadığını, çünkü kurulan mahkemelerin adil olduğunu öne sürer, tutuklamalara sınırsız destek verir. (Shf.103)

Yandaşlık, yalaka liberallik her dönemde oluyor, ne yaparsınız…

– 90 yıl önce iş birlikçi ve yandaş medya, ordu ile ilgili inanılmaz dercede aşağılayıcı haberlere imza atar. Ne rüşvetçilikleri kalır, ne fuhuş yuvası oldukları. Başlıklar da. “ Sefiller… Haydutlar… “dır. (Shf.112)

Asker sevgisi (!) o zamanlar da iyiymiş…

Evi aranan bir subay, el konulan dijital malzemelerin imajının verilmesini talep ettiği savcı önce ” Güveneceksin” der sonra da şunu ekler; ” Kültürümüzde hapse girip çıkmak, erkekliğin şanından sayılır…” (Shf.114)

Bu erkek savcıyı merak ettim, kaç gün hapis yattı acaba?..

Spor sahasının kenarında betonda filizlenen çiçeği koparıp hücresine götürene iki ay görüş yasağı cezası verilmesi… (Shf.156)

Disiplin de böyle sağlanır işte…

Adalet topaldır, ağır ağır yürür, fakat gideceği yere er-geç varır. Mirabeau (Shf.165)
Bizim memleketteki hem topal, hem sağır, hem kör. Varışını epey bekleyecek gibiyiz…

Eskiverdala, 25 Aralık 1919- Sevgili kızlarım Hürriyet’le Türkan dua için her gün camiye gidiyorlarmış. Dua her yerde edilebilir. Duanın en güzel camii, insanın kendi kalbidir.

Silivri notu- Artık camiler duanın bile değil, siyasetin merkezi. Kalpler ise kin ve nefretin! (Shf.179)

Polverista, 17 Mayıs 1920- Sevgili kızım Seniha, gelecekte artık haksızlık, adaletsizlik, hürriyetsizlik yoktur. Kin, husumet, düşmanlık yoktur. Kişiler birbirini sevecek. Medeniyetler birbirini sevecek…(Shf.184)

Büyük insan Gökalp, bir de devr-i AKP’yi görseydi...

Polverista, 14 Şubat 1921- Sevgili zevcem, bütün kötülüklerin kaynağı cehalettir. Fakat bilgiler de doğru bilgi olmalı, çünkü bilginin doğrusu da var yanlışı da. Birçok okul görmüş, ağitim almış adamlar ahlaksız çıktılar, vatansız çıktılar çünkü onlara ilim diye yanlış fikirler verilmiş…(Shf.193)

Ziya Gökalp o günkü yöneticileri mi tarif ediyor sadece?

Mangal yürekli cesur kadına bu güzel eseri için teşekkürler.

Bana yazdığı gibi; ” Adalet arayışında el ele mücadeleye devam”

Naci BEŞTEPE - 30 Eylül 2012 - İlk Kurşun

Son Yazılar