mustafa_kemal_basarinin_sarti225

“Devrimci iktidarı” kurmak zorundayız, başka seçeneğimiz de yok…

Bizler için, hedeflenecek kitlenin ülkemizdeki bir avuç zenginler sınıfı ve onun çevresindekiler dışındaki tüm halk kesimleri olması gerektiğini uzunca bir süredir ifade ediyorum.


İşin gerçeği AKP, CHP, MHP, BDP tümü düzen partileridir.

Güngör Uras hocamızın "İçimizdeki İsviçre” olarak andığı, sınıfsal çıkarları gereği düzen partilerine oy verenler için yapacak bir şey yok.

Ancak ayırt etmeden bu düzen partilerine oy veren şebeke dışındaki tüm halk kesimleri kurulması gereken geniş halk cephesi, Vatan ve Emek, için hedef kitledir.

Kurulacak cephe ve sonrasında ortaya çıkarılacak yeni partinin devrimci programı parti yapısı yönetimi işleyişi buna uygun olmalıdır.

Bunu başaramıyorsak bu aşamada konuşacak bir şey de kalmaz.

2007 Şanlı Cumhuriyet mitingleri örnek olarak önemli bir göstergedir.

Eksiklik olumsuzluk Doğu Perinçek ağabeyin “öncü” olarak andığı kesimdedir.

Ve ne kadar eleştirsem de ne yapacaksak yine bu “eksikli, olumsuz” bulduğumuz ve devrimci iktidarı kurma yolunda sıçrayarak yükselmesine çalıştığımız “öncüler” ile olacaktır.

Ülkemizin halkımızın geleceği üzerine nihai karar günlerine geliyoruz.

2015 yılında eğer AKP ya da CHP MHP görünümlü AKP, yani şebekenin diğer seçenekleri, iktidarda olur ve şebekenin bu yeni düzenini bir eksiği bir fazlasıyla sürdürüyor olursa, dönüş çok zor olacaktır.

O nedenle, bu topraklar üzerinde varlığımızı sürdürebilmek, çocuklarımıza aydınlık bir gelecek miras bırakmak istiyorsak, devrimci iktidara hazırlanmak zorundayız.

Bir köşede genel geçer hoş gelen sözler etmek değil, ülkemizin geleceğini kendi ellerimize almak bunun için devrimci iktidarı kurmak üzere, her tür önyargıları aşıp bir araya gelmek zorundayız.

Bizi bir araya getirecek olan çocuklarımıza miras bırakacağımız AYDINLIK BİR GELECEK kurma düşüncesidir.

İnsanca, eşitlikçi, katılımcı, ayrımcılığın her türünün dışlandığı bir düzen…

Bu toprakları “Türklere bırakılamayacak” değerde görenlere karşıt olarak bu mücadele "var olma" mücadelesidir.

Bizi “düşman” görenleri biliyoruz, “insana düşman" bu alçak "yeni ortaçağ düzeni"ni bir çok yönüyle ortaya koyuyor, karşıtlığımızı ifade ediyoruz ancak belirleyici olan bu düzenin yerine neyi nasıl koyacağımızdır.

Uzunca bir süre önce, kurulacak ortak platformun daha sonra bir “gölge hükümet” kurmasıgerektiğini söylemiştim.

İktidarı geldiğimizin birinci gününden itibaren neyi nasıl yapacağımızı ayrıntıda ortaya koyabilmeliyiz.

Tüm bunları geniş halk kesimlerinin etkin katılımı, katkısı ve onayı ile ortaya çıkarabilmeliyiz de demiştim.

Yapılacaklar ortada, yapacaklar bu yüksek akıl, bilgi ve yürekle ortaya çıkar, hayatın dayattıklarını yapma kahramanlığını gösterirse, kalanı zaman meselesidir.

Emek meselesidir.

Bizi düşman bilenleri ayakta tutan bu alçak yeni ortaçağ düzeninden çıkarlarıdır.

Bizi ise çocuklarımıza miras bırakacağımız insanca bir düzen, aydınlık bir gelecek kurma, sarsılmaz iradesi ayakta tutuyor.

Bizim irademizi kırabilmeleri, bizi yenebilmeleri olanak dışıdır.

Bizi sadece yine biz yeneriz.

Ne yazık ki uzunca bir süredir olan budur.

Bizi düşman belleyenlerin bu alçak yeni ortaçağ düzenini yıkmak üzere ortaya alçakgönüllüce verimli emek koyan, koyacak herkese selam olsun...

Özellikle 70'li yaşlarında olmasına karşın aydınlık gelecek iradesini tutsak alındıkları Silivri zindanlarından yüksekte tutan, varlıkları ile düşünceleri ile “öncüler”in yolunu aydınlatan Yalçın Küçük ve Doğu Perinçek’e selam olsun!

Bu ülke onlar ve diğer dostlarımız gibi kahraman devrimci yurtseverler çıkarabiliyorsa, umut var demektir.

Hepimizin kahramanlaşmak zorunda kalacağı günlerdeyiz…

Başka seçeneğimiz de yok…

Bir gün devrimci iktidarımızın yıldönümlerini kutlayacağız özgürlük meydanında…

Sokaklarında geleceğe güvenle bakan, mutlu güler yüzlü insanların dolaştığı ülkemiz bu kahramanlıkların ödülü olacak…

Zorluklara da sevinçlere de hazırlıklı olmalıyız…

Kemal ŞİMŞEK - 06 Eylül 2012 - Vatan ve Emek

http://www.gazetevatanemek.com/

Son Yazılar