kanli_bahar_husnu_mahalli225

Ne oluyor?

Dün Mısır eski Cumhurbaşkanı Mübarek'in yardımcısı ve İstihbarat Şefi Ömer Süleyman'ın ani ve esrarengiz ölümünden söz etmiştim.

ABD'de öldüğü açıklanan Süleyman'ın çok önemli meslektaşı ve kişisel dostu Suudi Arabistan İstihbarat Şefi Migrin Bin Abdülaziz dün aniden ve şaşırtıcı bir kararla görevinden alınarak  yerine Bender Bin Sultan atandı. Önce bu atamanın Suudi Kraliyet aile geleneklerine aykırı olduğunu söylemek gerek. Çünkü görevden alınan Migrin kurucu Kral Abdülaziz'in oğlu ama yerine atanan Bender ise bir torundur. Süleyman'ın ani ölümü ya da öldürülmesi ile Migrin'in görevden alınması arasında kesin bir ilişki vardır.

*** *** ***
Bence ABD önce Suudi Arabistan'ı sonra tüm bölgeyi yeniden dizayn ediyor. Hatırlanırsa Kaddafi'nin yıkılmasında da en önemli rolü olayların başlarında İngiltere'ye kaçan İstihbarat Şefi ve yeğeni Kaddafeldem ve eski İstihbarat Şefi ve Dışişleri Bakanı Musa Kusa oynamıştı. Suudi Arabistan'ın yeni İstihbarat Şefi Bender ise bölgenin son 30 yıllık tarihinde belki de en önemli figür. Mısır'lı Ömer Süleyman ile birlikte bu İkili ABD'nin coğrafyamıza yönelik tüm planlarında CIA'ya hep yardım etmişti. Bender ise çok daha önemli. Çünkü 1983'e kadar ülkesinin İstihbarat Şefi olan Bender o yıldan sonra ülkesinin ABD'deki büyükelçisi olmuştu. Peki ne zamana kadar? 2005'e kadar... Yani 22 yıl Washington'da görev yaptı ve Beyaz Saray'a kim geldi ise hepsi ile yakın ilişki kurdu. Peki Bender neden ülkesine döndü? Çünkü ABD Büyük Ortadoğu Projesi'ni (BOP) uygulamaya karar vermişti. 2005'te ülkesine dönen Bender kendisi için kurulan Milli Güvenlik Konseyi Başkanlığı'na atandı ve son dönemde bu coğrafyada yaşanan tüm gelişmelerden sorumlu kılındı. Tabi CIA ile birlikte..

*** *** ***
İşte 'Arap Baharı' böyle bir ortamda başladı ve devam ediyor.. Belki de Bender işini çok iyi yaptığı için yeniden İstihbaratın başına getirildi. Anlaşılan Kral Abdullah, Başkan Obama'nın talimatı ile Bender'i bölgeyi yeniden dizayn etmek üzere daha yetkin ve etkin bir konuma getirdi. Hem de Suudi Arabistan'ın doğu bölgesindeki Şii ayaklanmaların hızla arttığı bir dönemde. Hem de Suriye'de önemli askeri ve istihbarat komutanlarının öldürüldüğü bir dönemde. Ben Taliban ve Kaide'nin kuruluşlarında önemli rol oynayan Bender'i hep yakından takip eder ve onunla ilgili her haber ve gelişmeyi önemserim. Bender ile ilgili son gelişmenin sonuçlarını önümüzdeki yıllarda hep birlikte göreceğiz. ABD Bender'e bir görev verdiyse coğrafyamızda önümüzdeki kısa, orta ve uzun vadede çok tehlikeli, kanlı ve karanlık gelişmeler yaşanacaktır demektir.. Çünkü Bender çok tehlikeli ve ABD'nin bu coğrafyadaki Lawrance + Brzezinski'sidir. Suudi Arabistan ise bu coğrafya yani Arap ve İslam alemi  için ABD ve İsrail'den çok daha tehlikelidir. Çünkü Suudi yönetim 250 yıldır Haçlı-Siyonist İttifaka hizmet etmektedir. Bender'in yeni görevi ile birlikte bu hizmet çok daha farklılaşabilir ve coğrafyamız için batının planlarında çok kapsamlı, derin ve şaşırtıcı değişiklikler olabilir. 'Arap Baharı'na böyle bakmak gerek. Ama  Bender daha önce Suriye meselesini çözmeli. Yoksa onun da son kullanma tarihini Amerikalılar belirler.

Tıpkı dostu Ömer Süleyman gibi.

Hüsnü MAHALLİ - 21 Temmuz 2012 - Akşam

*******************************************************

Ömür Ömer!

30 yıl süre ile ABD hizmetinde bulunan mübarek Mübarek'i Obama kafese koydu. Çünkü son kullanma tarihi geçmişti. Bazı tahliller yapmak için ABD'ye giden mübarek Mübarek'in 'sır küpü' ömür Ömer Süleyman önceki gün aniden öldü. 20 yıl süre ile CIA ve zaman zaman MOSSAD ile birlikte Mısır ve bölgedeki İslamcılara karşı ortak mücadele eden ve Mısır Istihbarat Şefi olarak CIA'nın bölgedeki tüm pisliklerini bilen Süleyman ya da bazı Arap medyasına göre Salamon ortadan kaldırıldı. Amerikan işbirlikçilerinin sonu hep böyle oluyor. Diğerlerini hatırlatmaya gerek yok. Ama işin garip tarafı Süleyman ABD'de ölürken ya da öldürülürken Şam'da bir patlama oluyor ve Suriye yönetiminin en önemli dört komutanı ölüyor. Patlama ile ilgili farklı senaryolar üretiliyor ve herkes bir şeyler söylüyor. Belki de Lübnan eski başbakanı Hariri'nin Şubat 2005'te öldürülmesinden Suriye'yi sorumlu tutan ve Suriye aleyhine BM'den kararlar çıkartan ABD bu kez Suriyeli komutanların öldürülmesinden Lübnan, Ürdün ya da İsrail'i sorumlu tutar ve bu ülkelere karşı bir medya kampanyası başlatarak BM'den aleyhlerine kararlar çıkartabilir. Tabi bu, işin ironik tarafı. ABD ve onunla birlikte 80-90 ülke Suriye'de Esad yönetimini çökertmek için her türlü pis oyunun içindeler. Şam'daki son patlama buna dahil. Bir düşünün 90 ülke bir araya gelecek ve İspanya'daki yönetimi devireceğiz diyecek ve çevre ülkelerden İspanya'ya sürekli para ve silah sokarak ETA'ya ayaklanın diyecek. Madrid yönetiminin buna dayanabileceğini söylemek abesle iştigal olur. Ama Esad dayanıyor. Çünkü uluslararası ilişkiler bağlamında arkasında Rusya ve Çin var. İçte ise her şeye rağmen halkın büyük bölümü onu destekliyor. Çünkü insanlar yani Suriye halkının çoğunluğu yönetimin bazı davranışlarından hoşlanmasalar bile muhalif silahlı grupların yaptıklarından nefret ediyorlar. Durum böyle olunca Esad yönetimi ayakta durabiliyor ve öldürülen komutanların intikamını almak için hazırlıklar yapıyor. Bu intikam çerçevesinde silahlı gruplara karşı kapsamlı ve her türlü silahın kullanılacağı bir operasyon beklenmelidir. Çevre ülkelerden her türlü ağır silah yardımı alan silahlı gruplarla yaşanacak çatışmaların ABD ve yandaşlarına göre bir tek amacı vardır: İç savaş.. Amaçlanan Sünni- Alevi iç savaşı ise çok kanlı ve uzun süreli olacağı için bu coğrafyada herkes etkilenecektir..Çünkü iç savaşı fırsat bilen ve Türkiye sınır boyunda yaşamakta olan Kürtler, ki PKK buralarda çok etkili, olayları fırsat bilerek özerklik ya da bağımsızlık ilan edebilirler. Olayların başından beri hep dikkat çekmeye çalıştığım bu iç savaş riski komutanların öldürülmesinden sonra şimdi çok daha yakınlaşmış oluyor. Çünkü bu olayla moralleri yükselen silahlı gruplar daha farklı hedeflere doğru ilerlemek isterken Esad'a bağlı güvenlik güçleri 'artık yeter' mantığı ile hareket ederek çok ama çok sert karşılık vereceklerdir. Çünkü hiç kimse Esad'ın görevi bırakıp gideceğini düşünmemektedir. Esad ise Rusya ve Çin ile konuştuktan sonra diplomatik ve askeri alanda nelerin yapılacağına karar verecektir. Çünkü Moskova, Başbakan Erdoğan'ın açıklamalarının tersine 'Esad'sız bir Suriye'yi konuşmadık' diyor. Rusya'nın bu tavrı Esad'ın moralini yükseltiyor ve içte daha kararlı tavır almasını sağlıyor, sağlayacak. Önümüzdeki birkaç gün içinde yaşanacak gelişmeler ve sürprizler Suriye'nin ve dolaysıyla bölgenin kaderini belirleyecektir. Kendi gücüne ve halkın desteğine güvenen Esad'ın geri adım atacağını hiç sanmıyorum. Esad, Ruslar'ın ve Çinliler'in desteğinden emin olduktan sonra her yola başvurarak gücünü kanıtlamaya çalışacaktır. Bu güç gösterisinin ne kadar süreceği ya da nasıl sonuçlanacağı belli değil ama belli olan kesin gerçek Suriye sorununun çözümü asla Mısır ve Tunus gibi olmayacaktır. Kaddafi örneği ise hiçbir şekilde Esad için geçerli değil. Tabi;

1- Rusya desteği hep devam ederse
2- Tüm Suriye halkı Esad'a karşı ayaklanmazsa.
3- Esad'a yönelik bir suikast olmazsa!


Hüsnü MAHALLİ - 20 Temmuz 2012 - Akşam

Son Yazılar