hayrullah_mahmud_ozgur3_225

Fikir ‘Irgat’ı olmak?!

“İnanmak istemeyeni hiçbir mantık inandıramaz!” Cenap Şahabeddin


*** *** ***
Acem dilemması?!

Turkuaz Anayasa!?

“Siyasal Türkçüler” ile “Siyasal Kürtler” arasında “İç Savaş”?!

Çankaya Savaşları?!

Oslo’gate?!

PKK’ya genel af?!

Barzani’ye büyük kürt devleti!

Cari Açık & Devalüasyon sarmalı!?

Karşı (F) darbe?!

Neo Fetullah Humeyni süreci?!

Turkuaz Topaç’tan Çankaya operasyonu?!

Sözün özü:

Özde değil sözde laik medya sorunsalı!

Nokta.

*** *** ***
“Kolpadan muhalif” yazarlar ve/veya merkez medya’da yaşanan “sahte laik gazeteci yazar” sorunsalı kapsamında birkaç satır daha…

Uğur Dündar’a dokunma.

Emin Çölaşan’ı kayır!

Hıncal Uluç’u sev, koru!


Bir zamanlar değer verdiğim duayen bir gazeteci böyle demişti.

Sonra da, evinin kapısı önünde, avazı çıktığı kadar bağıra bağıra şu sözleri öğüt niyetine bilmem kaçıncı defa tekrarlamıştı:

“Sana ne! Onlar şöhret olabilir ama yazamıyorlar, şartlar ortada. Yüklenmeyi bırak! Sana ne arkadaş, neden sen bu işlerle uğraşıyorsun? Herkes geçim derdinde!”

Ben de bunun üzerine demiştim ki, “Yazamıyorlar ise bunu açık açık söylesinler ya da numara yapmayı bıraksınlar. Bunlar kalem kırmayacak ise kim kıracak? Cesur, büyük, ünlü vb sıfatlar taşıyan gazeteciyim diye ortalık yerde kasım kasım dolaşan kim?! Eğer gerçekten böyle iseler, yani cesur ve temiz gazeteci iseler AKP & Gülen iktidarında yapılan milyar dolarlık vurgunları yazsınlar. Aynı zamanda, üstüne üstlük, bir de Hıncal Uluç gibi ortaya çıkıp ‘Ben her istediğimi yazabiliyorum’ dediler mi, o ‘zaman’ sorarlar adama, ‘Sen şimdiye kadar neyi yazdın?’ ve/veya ‘Sansür’ün, karşı devrim’in ayak sesleri sana hiç ulaşmadı mı?’ ya da neden ulaşmadı arkadaş?!”

Bu sözlerin ardından da eklemiştim:

“70 yaşın üzerindeki gazetecilerin gelecek kaygısı olacak ise benim gibi gazeteciler ne yapsın?! Yaşlılar korkar ise geleceğe kim sahip çıkacak? Atatürk, Cumhuriyet’i boşuna gençlere emanet etmemiş?!”

Yani?!

Gazetecilik korkarak, sadece haz, sadece para, sadece ün kazanmak için yapılacak ise yapılmasın, bu anlamda yapılacak başka meslekler var.

Misal, pavyonda şarkı söyleyerek de şöhret basamaklarını tırmanmak mümkün!

Verecek akıl var ise şirketlere PR danışmanlığı yaparak da kalkınma imkanı var.

Yani?!

Kolpadan doktorluk yapan bir cerrah’a canınınızı emanet eder misiniz?!

Ya da yarı temiz bir ahçının yaptığı yemeklerden yer misiniz?!

Veyahut kötü yıkanmış, yağlı bir fincanda kahve içer misiniz?!

Mideniz bu duruma müsait mi?!

Bilmenizi isterim ki, sizin mide müsait olsa da, bizim demokrasi, mevcut konjonktür, yeni anayasa üzerinden ortadan kaldırılmak istenen üniter yapı, dönüşen rejim sorunsalı; bu kolpadan muhalif sarmalın devam etmesine izin vermiyor.

Kaldı ki, bu argümanı öne süren kim varsa, hepsi yıllarca, Ertuğrul Özkök, Mehmet Barlas, Cengiz Çandar, Hasan Cemal, Birand vb gibi gazetecileri yerden yere vurmuş, iş ‘laik cenah’ın, 28 Şubat’ın kolpa yapanlarına geldi mi, üç maymun, aman ellemeyin?!

Neden, niçin, niye?!

Elinden oyuncağı alınmış şımarık çocuk sendromuna gerek var mı?!

Demem o ki:

AKP & Gülen iktidarında, basın’daki çürüme o kadar yüksek boyutlara ulaştı ki, okur / seçmen temiz bir şeylerin kaldığına inanmak istiyor.

Şaşkınlık bu yüzden!

Ne var ki, yazar kadar “okur” da kirlendi.

Herkes aynı anda milyon dolarlık bir hayat süremeyeceğine göre, pembe rüyalardan ayıkma zamanı daha gelmedi mi!?

Hem AKP & Gülen’e destek vermiyorum diyeceksin, hem de banka kredisi ile ev, araba alıp, tatile çıkacaksın, AKP’ye en büyük cansuyunu sen akıtacaksın?!

Bu iş ne iş sahte laik ha(z)cı arkadaş?!

Bilinç yarılmasına gerek yok!

Birileri Silivri üzerinden zulme uğrarken, birileri de çekirdek çitleyip tatil köyünden muhalefet yaptığını iddia etme noktasına gelmiş ise ortada garipsenecek bir durum yok mudur?!

Diller aynı olsa da, muhakkak duygular farklıdır değil mi?!

Bu bağlamda, F’ürriyet’in yöneticisi F’Çekirge, okur’u promosyon için gazete alması nedeniyle eleştirip, yerden yere vururken, asıl yapması gereken işi unutuyor.

Aynaya bakmayı!?

(Bugünkü Hürriyet’te tam sayfa promosyon ilanı var! Haber diye verdikleri ise 50 TL’ye lahmacun PR’ı! AVM’de gazetecilik yapan kim?!)

Aynaya bakmış olsa belki okuyucunun yaptıkları gazetenin içeriği ve duruş’unu artık beğenmediğini görecek, nitelikli muhalefet yapmak için dönüşmek zorunda kalacak!

Neden?!

Çünkü, Hürriyet’in okur profili de üretmeden tüketmeye dayalı büyümenin imkansızlığının farkında, aynı zamanda birçok çalışanı gibi bankalara ipotekli bir hayat yaşıyor!

Salt ‘Şekil’de değişiklik yapmak, tersten okur’a aynı anda şu “alt mesaj”ı geçmek manasına gelmez mi; “Sen cahilsin bu işlerden anlamazsın, biz sana ne verirsek almaya mecbursun!”

Vs.

Demem şu ki:

Yeni Anayasa ortada!

Karşı darbe, devrim süreci de tamamlanmak üzere!

“Gerçek büyük resmi” görmek isteyen görür!

Misal; düşürün üçüncü sayfadan Yılmaz Özdil’i, Hürriyet’te yaşanan dönüşümü göreceksiniz.

Hürriyet artık F’ürriyet!

Düşürün Sabah’tan Hıncal Uluç’u!

Engin Arsız’ın adını anmaya gerek yok, Turkuaz Sabah’ta yaşanan dönüşüm kabak gibi ortaya çıkacak!

Düşürün Arena’dan Uğur Dündar’ı, ki düştü, kimin hangi değirmene su taşıdığını istemeseniz de görmek zorunda kalacaksınız!

Var mı Dündar’ın ‘ak vurgunlar’a dair bir tek yayını!

Yok bulamazsınız!

Emin Çölaşan, “Hürriyet’te yazdırmıyorlar” diyordu, Sözcü’de ülke çapında ses getirecek bir yazısına şahit oldunuz mu ve/veya hangi ak vurgun dosyasını açmış, Erdoğan, Zapsu, Gül, Gülen, Topaç, Aygün, Hisarcıklıoğlu vb isimlerden hangisine dokunmuş ya da dokundurmuş?!

Siyaseten yani yalandan eleştiri başka, hassas yerden çakmak başka!?

Sözün özü:

Müşteri her “zaman” haklı olabilir, çünkü ortada devam etmesi istenen bir alış / veriş vardır.

Ne var ki, burası yüksek lig, yüksek siyaset ligi!

Ulusal güvenlik her daim bir numara!

Aynı zamanda her daim çıplak dolaşılan, herkesin birbirini en hassas, özel anlarına kadar izlediği, gözlediği bir dünya!

Bu kapsamda aynı soruyu tekrarlayacak olursak, “Okur” her zaman haklı mıdır?!

Haklı değildir!

AKP & Gülen iktidarında, BOP operasyonu kapsamında insanların direkt beynine operasyon yapıldı.

Gerçek olanla, gerçek olmayanı ayırd edemesinler diye birçok operasyonel yayın yapıldı.

Okur da kirletildi, lüks hazcı yaşam hayalinin içine çekildi.

Uzun lafın kısası, beğenmeyen okumasın!

Keşke yapıldığı iddia edilen laik muhalefete karşılık, sandıktan onların desteklediği parti çıkmış olsaydı?!

Ne var ki, Yeni CHP’nin de Yeni MHP’nin de hali ortada!

Her ikisi de payanda, BOP’yanbaşı!

Seçmen’e “Bidon kafalı, göbeğini kaşıyan adam” demekle sorun çözülmüş olsaydı, yani laf ebeliği ile AKP’yi göndermek mümkün olsaydı Yılmaz Özdil o sorunu çoktan çözmüştü!

Odun / kömür üzerinden seçmen’in oy’unu sattığını, bu yüzden bidon kafalı olduğunu iddia eden yazar, patronunun özelleştirme pastasından aldığı pay’ı görmez ise üçkağıt devam eder ve/veya Doğan’a bidon kafalı diyemedikten sonra garibana demenin neresi delikanlılık?!

Bir ülkenin okumuş’u cahil ise gerçek cahil’i ne yapsın?!

Kolpaçino!?

Çakal?!

Netice:

Önce “Medya” değişecek!

Değişirken de öncelikle kolpa yapanlar vitrinden düşecek.

Sözde laik’ler gidecek, özde laik’ler gelecek.

Nokta.


*** *** ***

Gaz’ı alınanlardan olmak?!

Sayın Okur,

Bakmak ve görmek farklı iki eylem!

Kimse Yılmaz Özdil yazmasın, kötü yazar vb bir şey demiyor.

Bilakis, muhalefet yapıyormuş gibi yapıp, laik cenah’ın gaz’ını alma operasyonunda kullanılıyor, deniliyor.

Fark ortada!?

Siz diyorsanız ki, gaz falan alınmıyor, muhalefet yapılıyor, o zaman konuşulacak fazla bir şey yok!

Bu noktada cevabı aranması gerekli soru şu o zaman:

Silivri kimin eseri?!

22 Temmuz 2007’de sandıktan AKP & Gülen iktidarını kim çıkardı?!

Hadi bizimkini geçtim, bu en başta kendi zekanızla alay etmek değil midir?!

Sakin kafa ile bir düşünün, ne denilmek istendiği çok açık, görürsünüz.

Bilinç yarılmasına gerek yok.

Demem o ki:

İnandırıcılık bu kadar kolay kayboluyorsa, bırakın kaybolsun!

Bebekleri leylekler getirmiyor!

Bir yazarın, şarkıcının hayranı olmak başka şey, hakikatler başka!

Ne var ki, o adı geçen yazarlarla “yol’umuz ayrı, yürek’lerimiz ayrı”!

Özdil, iyi yazar / kötü yazar tartışması değil, hadise!

Ki; kendisinin popüler yazar olduğunu kayda geçirmişiz!

Aynı zamanda ne demişiz; “Gaz alıyor!”

(Umum muhalefet!)

Bize de çok teklif edildi o iş, peki biz neden kabul etmeyip zor şartlarda mücadele etmeyi seçmişiz!?

Yılmaz'ın yaptığı muhalefet ise bizim yaptığımız nedir?!

Muhataplar (Tarık Atan ve FVM3) çok güzel, efendice naçizane cevaplar vermişler, teşekkür ederim, üstüne diyecek bir şey yok.

http://www.facebook.com/photo.php?fbid=344271848988388&set=a.133831326699109.34721.128171523931756&type=1&theater

Sizler de güzel, safiyane yazmışsınız, buna da diyecek bir şey yok!

Demem şu ki:

Her gün gaz’ı alınıp mutlu olanlardan iseniz, kolpaya gerek yok, siz’inle yol’umuz buraya kadar!

Gerçek vatan mücadelesi başka şey, Neo Vehbi Koç ve/veya “Ak Doğan” mücadelesinin neferi olmak başka!

Teşekkürler.

Sözün özü:

Kaldı ki, Yılmaz Özdil söyleşilerinde Aydın Doğan’ın Hürriyet’in sahibi olduğunu, Hürriyet’te onun istediğinin olmasından daha doğal bir şey olamayacağını hep söyler.

Google’da tarayın bunun gibi birçok saçma sapan laf bulursunuz.

Yani, Hürriyet, Doğan’ın çiftliği, Yılmaz Özdil de “yazı işçisi”!

Türkiye de AKP & Gülen & Doğan’ın elinde oyuncak!

Yani Özdil’in yaptığı tanımlama ile söyleyecek olursak, yaptığı işin karşılığı olarak “ırgat”lık demeye getiriyor.

“Sahip Doğan” ne derse o olur!

(…)

“Irgat”?!
isim Rumca

1. isim Tarım işçisi, rençper
“Ayakaltında bir ırgat veya başüstünde bir ana işlerinizi görür.” - F. R. Atay

2. Yapı işçisi

3. Denizcilik: Gemilerde ve yapılarda yatay kollarla ve birkaç kişi tarafından çevrilen bocurgat
“İçlerinden bir gönüllü istedim, başüstüne gidip ırgatı çalıştıracak güçte bir adam.”

Z. Selimoğlu

(…)

Kelime oyunu da neticede bir oyun’dur.

Bir farkla, Özdil burada yüksek ücretli bir işçi yani “ırgat”tır!

Bu görevi de boğaz tokluğuna yapmıyor!

“Doğan Kitapçılık” AKP’yi zora sokacak, yıkacak kitapları basmayı reddederken, Özdil’in Hürriyet’te yayınlanan yazılardan oluşan kitaplarını basması ne manaya geliyor?!

Zeus (!) Dündar’ın yazdığı kitap da ortada!

Daha ne diyeyim?!

Doğan’ın kafa ortada, Yılmaz’ın görevi de belli!

Unutmayınız ki, 22 Temmuz 2007 seçimlerinden bu yana yaşanan kaos’un başsorumlusu, müsebbibi, Özdil’in yere göğe koyamadığı patronu Aydın Doğan!

Doğan’ın “Aman ağzımızın tadı bozulmasın” temalı kampanyası ve Neo Vehbi Koç olma hayali de sır değil!

Sabah’tan Yılmaz’ı boş yere transfer etmediler.

E, yani?!

Bu noktada Özdil, Dündar, Çekirge sizce nerede duruyor?!

İlkesiz olduktan sonra, ona bakacak olursanız herkes muhalif!?

Herkes kahraman, herkes cesur!

AKP & Gülen de?!

Engiz Ar’sız da!

Doğan’ın yolu, seçimi ortada!

Bu noktada Yılmaz’ın görevi, rolü ne olmuş oluyor?

Gaz almak!?

Hülasa, Yılmaz Özdil’i sevmek başka, yaptığı işe çıplak gözle bakmak başka şey!

Kaldı ki, Özdil de hiçbir zaman samimi, sert muhalefet yaptığını iddia etmemiştir.

Bilakis, AKP ile başını belaya sokacak kadar salak olmadığının her defasında altını çizmiştir.

Ezcümle, bir yazara sahip olmadığı duruş’u yüklemek yazar’a mı haksızlıktır yoksa okuyucunu geçirdiği “zihinsel” bir travma mıdır?!

Samimi katkınız için tekrar teşekkürler.

Selamlar.

HM

*** *** ***

Ve…

Son olarak…

Soru ortada:

“Tayyare muamması ve/veya tayyaremiz nerede, nasıl düştü(!)?”

Demem o deme değil şu deme:

Hangi yazar olursa olsun, buradan o yazarlar ve destekçilerine açık çağrıda bulunuyorum.

Kaçmasınlar, üç maymun’a gerek yok, gelsinler, medyada yaşanan çürümeyi, kolpadan muhalefeti, gaz alan yazarlar sorunsalını hep birlikte tartışalım.

Bu çağrıya Yılmaz Özdil’i seven okur kitlesi de dahildir.

Ki, Yılmaz Özdil gibi diğer yazarlar da, bu satırların yazarının yazılarını takip edip okuyorlar.

Takip etmedikleri inancında olan var ise o zaman hemen bilgilendirsinler, bu çağrıya cevap vermelerini sağlasınlar.

Ben, biz buradayız!

Özdil kendisine haksızlık yaptığımızı düşünüyor ise elinin altında köşesi var ister enine yazar, ister boyuna oradan açıklama yapar, isterse buradan!

Kolpa yapmamak kaydı ile…

Unutulmamalıdır ki, Yılmaz Özdil kitaplarını hep kıyılarda ya da tüketim bandı geniş semtlerde imzalıyor.

Türkiye, Bebek, Nişantaşı, Alaçatı, Alsancak, Tunalı Hilmi’den ibaret değildir.

Demem o ki:

Oyun bitti!

Demem şu ki:

Gaz alan yazarlar ve/veya patronları üzerinden AKP & Gülen iktidarıyla “Kazan & Kazan” oynayan sahte laikler için de yolun sonu gözüktü!

Sözün özü.

Nokta.

Hayrullah Mahmud ÖZGÜR - 12 Temmuz 2012
http://gavurege.com/

Son Yazılar