kilicdaroglu_bir_firildak225

CHP’li Cumhuriyet Türkleri’nin 9 nolu Bildirisi:

Dün Sevr, Bugün Oslo! Teslimiyete her zaman Hayır!

YAŞASIN TÜRKİYE HAREKETİ

1) Her geçen yıl Türkiye’nin kötüden, daha kötüye gittiğini yaşıyoruz. En kötüsü, bu olgu Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu partimiz için de geçerli: CHP, her geçen gün, Parti yönetimi eliyle kendi öz kimliğinden uzaklaştırılıyor: “yenilenmek” / “yenileşmek” diye diye gerçekte düpedüz başkalaştırılıyor! “Yeni” CHP yönetimi git gide “Yeni-BDP”, “Yeni-AKP” gibi görünüm vermeye, tavır almaya, davranmaya başladı.

2) Ne AKP’nin ne de BDP’nin örnek alınacak, taklit edilecek, benzemeye çalışılacak; keza CHP’nin değerleri ile uyuşan, bağdaşan, kıyısından köşesinden ortak hiçbir yanı yoktur. AKP, 1920’lerden beri Cumhuriyet’e ve Türklüğe karşı hain ve şeriatçı bir toplumsal damarı temsil eden bir odak olarak Washington’un emperyalist hedefleri doğrultusunda programlanmış bir partidir.

ABD’nin “Büyük Orta Doğu” diye adlandırdığı bölgede kurdurulan bir dizi partinin AKP’nin adıyla aynı adı taşımaları bir rastlantı olmayıp tümünün de aynı tornadan çıktıklarının somut bir kanıtıdır. BDP’nin ise açıkça Kürtçülük güttüğü ve PKK adına yasal düzlemde siyaset yapmakla işlevlendirilmiş olduğu herkesin bildiği bir gerçektir.

3) Türk ulus devletini ortadan kaldırmayı; yerine Washington’un hedefleri doğrultusunda iğreti ve yapma geçici bir federal devlet kurmayı; Türk kimliğini anayasadan silmeyi; “Türk milleti” kavramına son verip yerine şimdilik “Türkiyeli” denen sözde bir “millet” ucubesi geçirtmeyi ve nihaî hedef olarak Türkiye Cumhuriyeti’ni aynen Osmanlı İmparatorluğu’na yaptıkları gibi bölüp parçalamayı; Türkiye, Suriye, Irak ve İran’dan kopartılacak topraklar üzerinde yeni bir İsrail rolü oynatılacak bir “Büyük Kürdistan” devletini aşama aşama hayata geçirmeyi öngören büyük stratejik oyunun yeni bir perdesi söz konusudur bugün.

4) Bu oyunda yeni perdenin ilk ihaneti Oslo’da Türk halkından gizli olarak sahnelenmiştir. CHP Genel Başkanı şimdilerde Oslo müzakerelerinin bu kez açıktan başlatılmasını önermekte; AKP ve BDP’nin Türkiye Cumhuriyeti devletini ve Türk milletini bölmeyi kendi başlarına beceremeyeceklerini ve zaten şimdiden bölüşümde alınacak payda birbirlerine düştüklerini görerek hem destek vermeye hem de aralarını bulmaya talip olmuştur! “Çözüm arayışı” dediği şey ne yazık ki, aslında, Oslo tezgâhını “meşrulaştırmak” girişiminden başka bir şey değildir.

5) Oslo’da müzakeresi yapılan pazarlık: açığa çıkan ve yalanlanamayan belgelerle sabittir ki Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk ulusunu fiilen bölme sürecini planlamak, bunun aşamalarını programlamak; izlenecek yol haritasını belirlemek; bunu Türk milletine hazmettirme senaryoları üzerinde ağız birliğine varmak; rolleri bölüşmek;  Türkiye’yi pay etmekte kimlere ne düşeceği, kimlere neler verileceği hesabında ve yeni güç dengesi kurgusunda uzlaşmak üzerindedir.

6) “Oslo müzakereleri” fiilen Osmanlı devletinin parçalanmasının pazarlığının ve dayatmasının yapıldığı Sevr müzakereleri ile siyaseten aynı anlamdadır. Hattâ daha beteridir. Çünkü Sevr müzakerelerinde yenik Vahdettin’in temsilcileri “neyi kurtarabiliriz” arayışı içindelerken; muzaffer emperyalist güçler de kendi aralarında “ne kopartabiliriz” diye çekişiyorlardı.

Oslo’da ise yenik bir Türkiye yok. Masadakiler, “Koordinatör ülke”nin dayatmasını tatmin etmeye çalışırlarken kendileri adına da Türkiye’den kopartacaklarının pazarlığındalar. Bunda henüz anlaşamadılar. Irak’ın kuzeyinde peşmerge reisleri Barzani ile Talabani’nin yıllarca kanlı kavgalar yürütmesi ve sonunda Washington’un bastırması ve koordinatörlüğüyle Irak’ı bölüşmeleri gibi bir süreç söz konusu.

Hedef: Irak gibi Türkiye’yi de süreç içinde parçalamak; yarım kalan pazarlık ve yeniden başlayan çatışmanın, özünde, bir zamanlar Barzani ile Talabani arasındaki ve bir ara ikisi ile PKK arasındaki kanlı çatışmalardan pek farkı yok.

7) CHP Genel Başkanı, ne acıdır ki bu yıkıcı süreçte; bu çetin olduğu kadar hain pazarlıkta ve bu ihanetin milletimize yutturulmasında partimizin “moderatör” [kolaylaştırıcı] rolü oynamasını “uygun” bulmuştur!! İnanılır gibi değil!! “Türk” demekten ve Atatürk’ün adını anmaktan aynen AKP Genel Başkanı gibi bilerek ve isteyerek, maksatlı olarak kaçınan ve anca son bir iki haftadır yaklaşan Büyük Kurultay’ın yüzü suyu hürmetine bu sözcükleri ağzına alabilen; CHP’nin tarihi konusunda da, temel değerleri konusunda da pek fazla bilgisi de, sempatisi de  olmadığını birçok kez belli etmiş CHP Genel Başkanı, aynı doğrultuda, İmralı’daki katilin şimdilik ev hapsine alınmasına da olumlu gözle baktığını açıklamaktan ise hiç çekinmemiştir!

8) Bu tavrı “AKP’yi köşeye sıkıştırmak” adına göze alınan riskli fakat denemeye değer bulunan kurnazca bir büyük taktik hamle gibi yorumlamak da ne yazık ki mümkün değildir. Çünkü Oslo’da yürütülmüş müzakerelerin bir benzeri, CHP adına Van’da TESEV’ce düzenlenen yine katılımcıları da, seyri de gizli tutulmaya çalışılmış ve yine Oslo müzakereleri gibi içeriği sızmış toplantıda alınan kararlar da aynı yöndedir: PKK’nın başlıca taleplerini kabul etmek; bunların hayata geçirilmesi için Hükümete destek vermek! Van’daki toplantı CHP’nin Oslo’sundan başka bir şey değildir. Çünkü Türkiye’yi savunmak değil, Kürtçülük taleplerini partiye ve Türk milletine nasıl kabul ettiririz arayışı söz konusu olmuştur. Koordinatörün ve katılımcıların kimlikleri, kişilikleri, görüşleri tam da bu arayışı tatmin etmeye uygundur.

9) Oslo müzakerelerini onaylamak hiçbir yurtseverin kaldırabileceği, hoşgörü gösterebileceği bir davranış değildir. Osmanlı’yı parçalamayı dayatmanın ve paylaşmanın pazarlığı yapılan Sevr’in bugün Türkiye Cumhuriyeti’ne aynı sonu hazırlamanın “diplomatik” zemini olan Oslo müzakerelerini canlandırmayı, kolaylaştırmayı, AKP ve BDP’nin kendi başlarına kaldıramayacakları bu taşa omuz vermeyi “yeni politika”, “çözüm”, “barış” diye, “analar ağlamasın” diye yutturma işlevini CHP’ye kabul ettirmek en başta partimize ihanettir. “Yeni” / “çakma” CHP’li değil, “gerçek CHP’li” hiçbir partilinin bu gaflet ve delalet ötesi politikayı ve yönetimi desteklemesi olur şey değildir. Kurucusu ve önderi Mustafa Kemal olan CHP’nin yeni Sevr’e alet olması asla kabul edilemez.

Önümüzdeki Büyük Kurultay CHP’yi AKP’lileşmekten, BDP’lileşmekten, başkalaşmaktan kurtarmak için belki de son fırsat olacaktır. Tüm gerçek CHP’lilerin bu bilinçle davranmaları, direnmeleri hayati önemdedir. Büyük Kurultay, partimiz için kader ve karar ânı olacaktır.

“CHP’li Cumhuriyet Türkleri” adına Sözcüler:

Ertaç ERTEN  –  Nazım GÜVENÇ - 17 Haziran 2012
http://www.turkcelil.com/

Seçkinler / ‘Beyaz Türkler’ falan filan değil Cumhuriyet Türkleriyiz.

“Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir” (ATATÜRK)

Son Yazılar