habip hamza erdem2 1

Seçim-meçim

Ben ‘seçim-meçim yok’ diyordum ya, kimileri de bak ‘erken seçim’ kararı alındı bile diyeceklerdir. 

Bunlara ‘bekas akıllı’ demeyeyim de ne diyeyim..           

En yükseğinden başlayalım o zaman.           

Bu ‘Yüksek Seçim Kurulu’, düpedüz ‘oy hırsızlığı’ yaparak, o ‘Anayasa Değişikliği’ hakoylamasının sonuçlarını ‘Hayır’dan ‘Evet’e çevirdi mi çevirmedi mi?           

Yani bu ‘Yüksek Yargıç’lar, özde, birer ‘Kıdemli Hırsız’ değil midirler?           

Ve bu ‘sözde seçim’de de görevlerinin başında olmayacaklar mıdırlar?           

Kaldı ki, o ‘Anayasa Değişikliği’, akla, mantığa, evrensel hukuka, Türkiye Cumhuriyeti Devleti geleneğine, millî iradeye, demokrasi ahlâkına aykırı değil miydi?           

Ve Dr Recep böylece, sadece ve yalnızca, AKP’liler ve Osmaniyeli Devlet’in ‘Cumhurbaşkanı’ oldu mu olmadı mı?           

Böyle olduğu için de, o gün bugündür işgal ettikleri koltuklar dahil, aldıkları her karar ‘gayri meşru’ değil midir?           

Demek ki, bu ‘erken seçim kararı’ da, a’dan z’ye ‘gayri meşru’dur.           

Tam da bu nedenle, Avrupa Komisyonu, ‘böyle seçim olmaz’ demektedir.           

Tüm Türkiye ise, Avrupası Asyasından bize ne, madem seçim diyorlar bize de katılmak düşer diyorlar.           

Hatta bunu Hükûmet’i devirmek için ‘fırsat’a çevirebileceklerini söylüyorlar.           

Bunun nasıl bir ‘fırsat’ olabileceğini, az aşağıda açıklayacağım, ama bu ‘İktidar Çetesi’nin, bu ‘Mafyatik Hükûmet Rejimi’nin, son seçim ‘yasa’sıyla (peh peh peh) seçimi daha başından ‘hileye açık’ hale getirdiğinin altını çizelim.           

Eğer Türkiye’de bir ‘Anayasa Mahkemesi’ olsaydı, böyle bir ‘yasa’, asla ve kat’a yasalaşamaz idi.

Ve eğer Türkiye’de bir ‘Anayasa Mahkemesi’ olsaydı, çıkarılan hiçbir ‘Kanun Hükmünde Kararname’ uygulamaya konamaz idi.           

Şimdi ‘herifler’, o Anayasa Değişikliğine imza koyan ve onaylayan 339 mu ne idi, Milletvekili, Bakan ve Başbakan’a, o gün bugündür ‘herif’ten gayri bir sıfat bulamıyorum ve kıyamete kadar da öyle diyeceğim, çıkarılması öngörülen binlerce ‘uyum yasaları’nı da KHK ile çözeceğiz diyorlar.           

Yani o gayri meşru anayasa değişikliğine ‘uydurulacak’ yasaları bile çıkarma zahmetine katılmadan uyduruk KHK’lar ile ‘seçim’ler yapılacak diyorlar.

Haydi hayırlısı diyelim ve bu ‘sözde seçim’in nasıl bir ‘fırsat’ olabileceği konusuna gelelim.           

Şurası kesin ki, Türk toplumunun yüzde 70-80’i bu ‘mafyatik rejim’den bıkmış durumdadır.           

Ve kimsenin dillendirmeye cesaret edemediği bir şey, yani bir ‘toplumsal ayaklanma’nın eli kulağındadır.           

Haziran ayı da, ‘kiraz mevsimi’ olarak, genel olarak toplumların önemli atılımlar yaptığı aylardandır.           

Bu ‘seçim benzeri’ olayda da, iktidar ve muhalefet blokları ‘sandık’lara gözleri gibi bakacaklardır.           

Her iki kesim için de bir ‘beka’ sorunu olacaktır diyelim.           

Yani Osmaniyeli Devlet’in gelişigüzel kullandığı ‘beka’ sorunu tam da 24 Haziran Pazar günü başlayacaktır.           

24 Haziran sağdan sa bakılsa soldan da, önden de bakılsa arkadan da, kesin bir ‘hesaplaşma’ günü olacaktır.           

Milletimizin sağduyusu’ gibi soğuk suya tirit lafları politikacılar söyleyedursunlar.           

Eğer gerçekten ‘sandık’lara sahip çıkılacak olur ve hırsızlar ‘suçüstü’ yakalanabilirse, yani İsmet Paşa’nın dediği gibi, namuslular da en az namussuzlar kadar cesur olabilirlerse, bu ‘sözde seçim’, bir ‘fırsat’ olabilecektir.

Aksi halde, tam 68 yıldan buyana, her seçimden sonra dillendirilen ‘halkımızın sağduyusu galip’ geldi palavrasına sarılınacaktır.

Öyle ki, halkımız, her nasılsa, hep ‘ne şiş yansın ne kebap’ formülünü yeniden uygulamaya koymuş olacaktır.           

Oysa, bu ‘Mafyatik Rejim’, başta Dr Recep olmak üzere, o 339 ‘herif’le birlikte sandıklara gömülememiş ise, ne sağduyu ve ne de ‘solduyu’dan sözedilemez.           

Bir an için, 25 Haziran sabahı, Dr Recep’in 1000 odalı sarayda seçimi kazanan her kim ise ona ‘teslim töreni’ yapacağını düşünelim.           

Gerçi biz düşünebiliriz ama Dr Recep’in böyle bir şeyi aklının köşesinden geçirebileceğini sakın beklemeyelim.           

Sarayın çatısından atlasa daha iyi..           

Hatta o böyle bir şeye kalkışacak olsa, ne kadar İŞID’cı, Öso’cu, köktendinci, tarikatçı, fesçi, kefenli, Cumhuriyet ve Atatürk düşmanı varsa, onlar engel olmaya kalkışacaklardır.           

Demem o ki, asıl ‘kalkışmacı’lar onlar olacaklardır, göreceksiniz.           

Taşkışla’yı neden sahiplendiklerini biliyor musunuz?           

Bunlarınki ‘soyaçekim’ yani.           

O ‘Medya Tekeli’ de ateşe benzinle gidecektir, onları da göreceksiniz.           

Tam da bu nedenle, 24 Haziran’da ipin kopacağını sezdikleri anda, şeytanın bile aklına gelmeyecek kimi ‘kirli işler’ kotarabilirler.           

Seçim-meçim’ diyerek, havaya kapılmak yerine, çok daha çetrefil oyunlara hazır olunmalı derim.           

Bunlardan ‘herşey’ beklenir.           

Ama ‘herşey

Habip Hamza ERDEM – 25 Nisan 2018

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yazarlar

SP_WEATHER_BREEZY

16°C

Istanbul