malta yargilamai uluc gurkan3 1

Malta Ve Talat Paşa...

Osmanlı Divan-ı Harb-i Örfi mahkemeleri, İngiliz Kraliyet Başsavcılığı ve İttihatçıları

yargılayıp cezalandırmak için her türlü çabayı harcayan İngiliz Hükümeti tarafından da bağımsız ve adil yargılama koşullarına sahip yargısal kurumlar olarak değerlendirmemiştir.

TARAFSIZ YARGIÇ GİRİŞİMİ...

Osmanlı Divan-ı Harb-i Örfilerin hukuk dışılığı yargılama sürecinde ortaya çıkmamıştır. Kuruluşlarında da gündeme gelmiştir. Ancak işgal koşullarında bu konu fazlaca tartışılamamıştır.

1919 Osmanlı Divan-ı Harbi Örfiler, İstanbul’un işgali sonrasında İttihatçıları Ermeni katliamı suçlamasıyla yargılayıp cezalandırmak için kurdurulan askeri mahkemelerdir. Adil yargılama yapmaları öngörülmemiştir.

Bu sürecin ilk günlerinde iş başında olan Tevfik Paşa Hükümeti, Osmanlı “Divan-ı Harbî Örfi” mahkemelerinin yargılamalarına uluslararası meşruiyet ve güvenirlik kazandırmayı denemiştir. 19 Şubat 1919’da Birinci Dünya Savaşı’nın tarafsız ülkeleri Danimarka, İsveç, İsviçre, Hollanda ve İspanya hükümetlerine başvurarak, savaş suçlarını ve “Ermeni katliamı” iddialarını soruşturmak üzere ikişer yargıç görevlendirmelerini istemiştir.

İngilizler telaşlanmıştır. Onların amacı, savaş boyunca propagandasını yapılan “Ermeni katliamı” iddiasını savaşın bitiminde Türklerin yargılayıp cezalandırılacağı bir operasyona dönüştürmektir. Bu nedenle, Tevfik Paşa’nın “Ermeni katliamı” iddialarının tarafsız ülkelerin yargıçları tarafından incelenmesi önerisi oldukça sert bir İngiliz tepkisiyle karşılaşmıştır.

İngiltere, Osmanlı Hükümeti’nin çağrısının İsveç, İsviçre ve Hollanda’ya ulaşmasını engellemiştir. Çağrının ulaştığı Danimarka ve İspanya’ya da Fransa’nın da desteğiyle gözdağı verilmiştir.

MALTA’DAKİ YARGILAMA...

Malta Yargılamasına gelince... İngiliz Kraliyet Başsavcılığı’nın Malta’daki tutuklu Türklerle birlikte Talat Paşa hakkında da gıyabında soruşturma yaptığı ve delil olmadığı için Ermeni katliamı iddiasıyla dava açmayı reddettiği palavra değildir.

Kraliyet Başsavcılığı, günümüz hukukunda “takipsizlik” ya da “kovuşturmaya yer olmadığı” kararına denk gelen bu hükmünü 29 Temmuz 1929’da bir yazıyla İngiliz Dışişleri Bakanlığı’na bildirmiştir. (FO 371/6504/E.8745: İngiltere Başsavcılığı’ndan Dışişleri Bakanlığı Müsteşarlığı’na, 29.07.1921)

Malta’daki bu yargılama süreci, Holocaust’un reddinin suç olmasını sağlayan İkinci Dünya Savaşı sonrasında Yahudi katliamı yargılamasının yapıldığı Nürnberg Mahkemesi ile aynı uluslararası hukuki kurguyla gerçekleştirilmiştir...

İttihatçıları yargılayacağı düşünülen uluslararası mahkemenin kuruluş hazırlıkları, Birinci Dünya Savaşı sonrasının Birleşmiş Milletleri olan Milletler Cemiyeti’nde ele alınmıştır. Milletler Cemiyeti’nin oturumlarında İngiliz Kraliyet Başsavcılığı’nın dava açılmasına hükmetmesi halinde yargılamayı yapacak mahkemenin nasıl kurulacağı tartışılmıştır. Bu amaçla, Milletler Cemiyeti bünyesinde bir “Danışma Kurulu” dahi oluşturulmuştur.

Bu hazırlıklar, Kraliyet Başsavcılığı “kanıt olmadığı” için dava açılamayacağını, açılsa da cezalandırma yapılamayacağını kesin bir dille ortaya koyunca yaşama geçirilememiştir.

malta yargilamasi uluc gurkan

MALTA VE TALAT PAŞA...

İngiliz Kraliyet Başsavcılığı’nın bu hükmü Malta’da tutuklu Türkler ile ilgilidir. Kararda Talat Paşa’dan söz edilmemektedir. Edilmesi de mümkün değildir. Çünkü Talat Paşa bu karardan dört ay önce, 15 Mart 1921’de Soğoman Tehliryan adlı bir Ermeni suikastçı tarafından katledilmiştir.

Malta Yargılaması’nı sonlandıran takipsizlik kararında adının olmaması Talat Paşa’nın İngiliz Kraliyet Başsavcılığı soruşturmasının kapsamı dışında kaldığı anlamına gelmemektedir. Katlinden bir ay önce, Şubat 1921’de İngiliz Gizli Haberalma Servisi Scotland Yard’ın görevlendirmesiyle servisin eski ajanı olan Aubrey Herbert Berlin’e giderek üç gün süreyle Talat Paşa ile birebir görüşmüştür...

Malta Yargılaması (Kaynak Yayınları) kitabında bu yargılamayla ilgili İngiliz arşiv arşiv belgelerini orijinalleri ve açıklamalarını gerçekten yayınladım. Eğer Taner Akçam ve soykırım iddiacısı yandaşları cehaletin cesaretiyle kurgulanmış bulunan papağan ezberinin bozulmasını göze alabiliyorlarsa, buyursunlar bu kitaba baksınlar Bir olasılıkla yalan rüzgârı girdabından kendilerini kurtarıp tarihi ve hukuki gerçeklerle yüzleşirler.

Uluç GÜRKAN - 20 Şubat 2015 - Aydınlık